Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Şahzade
Askeri

Şahzade

4Beğeni
8Okunma
20 Bölüm
38,610Kelime
3 saat 13 dkSüre
30.03.2026Tarih
Anlaşmalı Evlilik...
Yasak İlişki....
Eşinin abisine aşık olan kadın...
Kardeşinin eşini elde etmek isteyen adam...
Sizce bu bir AŞK üçgeni mi? Yoksa kimsenin bilmediği bir olaylar mı dönüyor ortalıkta?
Tutkunu olacağınız bir hikaye...
Onların AŞK'ı sevgi sözcükleri ile süslü, pembe düşlerle çevrili değildi.
Onların AŞK'ı cehennem ateşinde kavrulmuş, tutku ile harmanlanmıştı.
Sarhan Şahzade ilk görüşte zehirli yeşillerinin tohumlarını ekmişti Ömür Doğan'ın kalbine.
Ömür Doğan ruhunu ele geçiren karanlık orman yeşilinden kurtulabilecek mi?
Yasak aşka doğru yola çıkan kalbine engel olabilecek mi?

******
"Prensip meselesi ufaklık. Başkasının dokunduğu tene dokunmuyorum" dedi bakışlarını üzerimde dolaştırarak. Yanaklarım al al olurken başımı eğdim. Fısıltı ile
"Ben bakireyim" dedim.

Birinci bölüm.

Keyifli Okumalar....

"Onu öldürmek istiyorum." hırladı sinirle genç kız içeri girip kapıyı çarparken. "Mal Alperen. Beni sevgilisinin yanında küçük düşürdüğü için çok pişman olacak o." çantasını yere fırlatıp üzerindeki paltoyu çıkardı. "Bana, bana ablasına evde kaldın dedi yaa" paltoyu portmantoya astı. Söylenmeye devam ediyordu. "Yirmi dört yaşımdayım ben. Pislik. Ama dur. Bana para için geldiğinde sana göstereceğim ben." ayağındaki çizmeleri yırtarcasına tepinerek çıkardı. Peluş ev terliklerini ayaklarına geçirip yerdeki çantayı aldı ve salona girdi. Sinirden ve soğuktan kızarmış yüzüne düşen bakır renkli parlak saç tutamlarını kulaklarının arkasına sıkıştırıp ofladı. Bakışlarını kapalı ışıkları ile kimseziliği andıran salonda dolaştırdı ve odağına her zamanki yerinde duran O'nu aldı. Karanlığa sığınmış ağlıyordu yine. Kalbini ikiye bölen acıyı hisseti genç kız. Yavaş adımlarla arkadaşına yaklaştı. Pencere pervazına oturmuş İstanbulun ışıl ışıl gövdesini izliyordu. O da yavaşça ses çıkarmadan arkadaşının yaptığı gibi pervaza oturup şehre çevirdi bakışlarını.

İstanbul, herkesin olmak istediği şehir. İstanbul, herkesi kabul etmeyen şehir. Kimine mutluluk kimine yıkım getiren şehir.

Gözlerini parıl parıl parlayan eşsiz şehirden çekip yanındaki enkaza çevirdi. Susarak onu izledi. Kahverengi gözleri kızarmış ve yaşlarla parlıyordu. Yutkundu kız. O gece de onu öyle görmüştü. Bitmiş ve yenilmiş. Arabasının önüne atlayıp hayatına son vermek isteyen kız geri gelmişti. İçinde bir yerlerde saklanan korku saklandığı kuyudan çıkıp silahlarını kuşanarak tüm organlarına zarar vermeye başladı.

Şubat....

"Davayı kazandık Mehmet bey. Evet. Hakim lehimize karar verdi. Ama diğer taraf rahat durmayacak." ana yola çıkıp hızını düşürdü "Temziye gidebilirler. Tamam sonra konuşuruz efendim" telefonu kapattı. Bir iki saniyelik gözlerini yoldan alıp telefonu yan koltuğa attı. Bakışları yola çevrildiğinde arabanın önüne atlayan bir karartı gördü. Korkuyla çığlık atarak  frene asıldı. Neyse ki çarpmadan durabilmişti. Direksiyona kenetlenmiş parmakları, korku ile hızlanan nefesi ve kaskatı kesilmiş bedeni arabadan inip neler olduğuna bakmasına engel oluyordu. Birkaç dakika sonra yavaş yavaş kendine gelen bedeni ağır bir şeymiş gibi hareket edip kapıyı açtı ve titreyen bacaklarını arabadan dışarı çıkardı. Korku kulaklarında uğulduyordu. Kalbi korku ile kasılıp göğsüne kanlı tekmeler atıyordu. Ölmüş müydü? Kafasını iki yana salladı. Olamazdı. Korkuyla hızlanan kalp atışlarını dinleyerek arabanın önüne geldi. Yerde yatan kişiye doğru ürkek adımlarla yaklaştı ve yerde kanlar içinde yatan kadını gördü. Elini ağzına kapatıp dizlerinin üzerine çöktü. Çok kötü durumdaydı. Üzerindeki elbisesi yırtılmış, bedeni kanlar içindeydi. İçini kaplayan acıyı yok sayarak yüzünü saklayan koyu renk saçlarını çekti. Parmaklarına bulaşan kan ile

"Hii" diye nida dökülmüştü dudaklarından. Parmaklarına bulaşmış uğursuz kırmızılara baktı dehşet içinde. Kadının yüzü kan içindeydi.