Kaçmak... Ne büyük bir aptallıktır!
Kulaklarımı patlatırcasına dolduran inşaat sesi, zihnimi daldığı rüya aleminden uzaklaştırıp yavaş yavaş dünyaya döndürmesine rağmen, yorgunluğum tüm bedenimi öyle fazla kaplamıştı ki gözlerimi açabilecek enerjiyi kendimde hissetmiyordum. Gitgide yorgunluk çöken vücudumu biraz daha dinlendirmez ve yaşadığım bu hızlı hayattan kendimi arındırmazsam, er ya da geç bedenim iflas bayraklarını çekecekti.
Her zamanki gibi, katıldığım o basit ev partilerinde içtiğim ucuz içkilerle hangover olmuştum. Nerede ve kiminle olduğuma dair en ufacık bir fikre dahi sahip değildim, ama bu yatağın bana ait olmadığına emindim. Küfür etmeye bile mecalim yoktu durumum için. Özgür ruhuna asla prangalar bağlanamayacak ve insanların daha iyi bir dünya yaratmak adı altında uydurdukları toplumsal kurallarla kısıtlanamayacak biriydim. Fakat tanımadığım adamla da sabahlayacak kadar uçmasaydım fena olmazdı.
Ağzımdan akan salyaları silmek için zayıf bileğimi zar zor kaldırarak elimin tersiyle dudaklarımı sildim. Dilimin ucunun değdiği ellerimden gelen ıslaklık hissi garibime gitmiş, ağzımda oluşan yoğun demir tadı midemi bulandırmaya yetmişti. Ayrıca zihnim açılmaya başladıkça odaya dolan ağır kokuyu daha net fark edebiliyordum. Burnumun direği bu kokuyla sızlarken, aklıma gelen bir düşünceyle, "Ha siktir!" diye bir küfür savurdum.
Fikrimi kanıtlamak istercesine ellerimi yatakta gezdirdim. Elime bulaşan ıslaklık hissiyle içimden daha fazla küfürler savuruyordum. Biraz daha yokladığım yatakta yanımda yatan çıplak bir bedene dokunduğumda onu uyandırmak istercesine dürttüm. Fakat yanımdaki adam öyle derin uyuyor olmalıydı ki, onu dürtmemden etkilenmemiş hatta kıpırdamamıştı bile.
"Hem horul horul uyuyan hem de gece yatağına işeyen bir adamla birlikte olduğuma inanamıyorum." diye mırıldandım kendime kızarcasına. "Alkole en kısa sürede bir dur demeliyim."
Göz kapaklarımı hala birbirinden ayırmadan çelimsiz vücudumu bir gayretle yataktan kaldırdım ve oturur pozisyona geçtim. Kollarımı iki yana açıp gevşemek için esnedikten sonra göz kapaklarımı nihayet aralayabilmiştim. Bulanıklaşan görüşümü netleştirmek adına birkaç kez göz kırptım ve netleşen görüntülerle içinde bulunduğum odaya odaklanmaya çalıştım. İlk gördüğüm tam karşımda duran bir pencereydi ve o kadar kirliydi ki içeriye güneş ışınlarının girmesine asla izin vermiyordu. Üzerine takılan ve kirden koyu kahveleşmiş perdelerin ise bir kısmının yırtılıp üzerine dikişle yama yapıldığı bu durumda bile gözlerime batıyordu.
"Ne saçma işler yaptım yine ben!" diye mırıldanarak gözlerimi devirdim. Ardından, yattığım adamın kim olduğunu öğrenebilmek için başımı arkamda kalan yatağa doğru çevirdiğimde, gördüğüm manzara ilk önce kan akışımın hızlanmasına aynı zamanda beynimin sinirlerimle olan bağlantısının kesilmesine neden olmuştu.
Beynimde kaynayan bir kazan varmış gibi hissettiğim sıcaklık hissi, tüm ısımın orada toplandığına delalet ediyordu. Çünkü titreyen ellerime ve ayaklarıma, kutupları yaşıyormuşum gibi bir his çökmüştü. Yaşadığım şok sonucu kalbim pompalanan kan ona yetmiyormuş gibi son hızla çalışmaya başlamıştı. Kalp