Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Sana Dokunursam Ölürüz
Dark Romance

Sana Dokunursam Ölürüz

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
641Kelime
3 dkSüre
15.05.2026Tarih
Moretti ve Matteo De Luca'nın aileleri, çatışmaları ile Napoli'nin en ünlü mafya ailelerinin çocuklardır. Ama ikisi de birbirlerine deli gibi aşıklar aynı zamanda aileleri yüzünden birbirlerinden nefret ediyor gibi gözükmek zorundalar. Bakalım bu iki psikopat aşık birbirlerine kavuşabilecek mi?

Masanın Sessiz Kızı

Bölüm 1 – Masanın Sessiz Kızı

Bölüm Şarkısı:

🎵 “Arcade” – Duncan Laurence

“I spent all of the love I’ve saved...”

Napoli geceleri her zaman sıcak ve boğucu olurdu.

Bu gece ise sanki tüm şehir kan kokuyordu.

Kalın kadife perdelerin arasından sızan ay ışığı, odanın içini dolduran gri sigara dumanını zar zor deliyordu. Masanın başında Cesare Moretti oturuyordu. Deri ceketinin içinde dimdik, sigarasını yakarken eli hiç titremiyordu. Napoli’nin en acımasız, en korkulan mafya lideriydi.

Sağındaki koltukta ben oturuyordum.

Gabriella Moretti.

Dışarıdan bakan herkes beni zarif, sessiz ve masum bir kız sanırdı. Ama ben o masada otururken içimde sadece buz gibi bir öfke ve tetikte olma hissi vardı. Ceketimin altında tabancam, baldırıma sıkıca bağlı hançerim hazır bekliyordu. Bu odadaki herkesin kanını dökebilirdim eğer gerekirse.

Kartlar dağıtıldı. Masadaki adamlar kalın sesleriyle blöf yapıyor, parmaklarını masaya vurarak gerilimi tırmandırıyordu. Gözlerim kartları takip ederken aynı zamanda herkesin el hareketlerini, bakışlarını, nefes alışlarını izliyordum.

Kapı sertçe açıldı.

Ve o girdi içeri.

Matteo De Luca. 

Gömleğinin kolları sıvanmış, çenesi yukarıda, yüzünde o iğrenç kibirli ifadeyle yürüyordu. Gözleri odaya girer girmez beni buldu. Bakışlarında tiksinti, küçümseme ve meydan okuma vardı.

De Luca’lardan nefret ediyordum. Babasının adamları annemin ölümünde rol oynadığı günden beri onlardan nefret ediyordum. Matteo’nun varlığı bile midemi bulandırıyordu.

Matteo masaya otururken viski bardağını parmakları arasında çevirdi ve bana alaycı bir bakış attı:

“Che ci fai a questo tavolo, principessa?”

(Bu masada ne işin var, prenses? )

Sesindeki o aşağılayıcı ton kanımı kaynattı. Gözlerimi kısarak, soğuk bir sesle cevap verdim:

“Non ti riguarda.”

(Seni ilgilendirmez.)

Masadan alaycı kahkahalar yükseldi. Marco Russo pis pis sırıtarak lafa karıştı:

“Kızlar genellikle mutfakta olur. Bu masada ne işi var?”

Dişlerimi sıktım ama hiçbir şey demedim. Oyuna başladık.

İlk birkaç el normal gitti. Ama dördüncü elde bir şey fark ettim. Marco Russo’nun parmakları kartı verirken çok hafif bir şekilde kıvrıldı. Hile. Hem de çok açık bir hile.

İçimdeki öfke bir anda yükseldi. Yüzümdeki ifade hiç değişmedi. Beşinci elde hile tekrarlanınca yavaşça arkama yaslandım. Sonra birden öne eğildim, ceketimin içinden hançerimi çıkardım ve masanın tam ortasına, kartların üzerine sertçe sapladım.

Çınnn!

Metal sesi bütün odada yankılandı. Herkes dondu kaldı.

Hançerin sapı hâlâ titrerken masanın üzerine eğildim ve buz gibi, ölümcül bir sesle İtalyanca konuştum:

“Un’altra volta che qualcuno bara a questo tavolo… lo uccido con le mie stesse mani. Lentamente.”

(Bir daha bu masada hile yapan olursa… onu kendi ellerimle öldürürüm. Yavaş yavaş.)

Odadaki hava buz kesti. Marco Russo’nun yüzü bembeyaz oldu. Babam bile bir an için kaşlarını kaldırdı.

Sonra derin bir kahkaha attı:

“Kızımdan korkun. Hem kartta hem kanda hepinizden daha iyi. Oyuna devam edin.”

Oyuna kaldığımız yerden devam ettik. Artık kimse hile yapmaya cesaret edemiyordu. Ben

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play