Kitaplar Özellikler İletişim İndir
SANA İNAT AŞK
Aşk/Romantizm

SANA İNAT AŞK

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
1,586Kelime
8 dkSüre
06.09.2026Tarih
Demir duvarları olan adamla, o duvarları yerle bir etmeye yeminli bir fırtına... Alaz ve Bade’nin hikayesi, geri adım atmanın kelime anlamını bilmeyen iki inatçı ruhun çarpışması. Biri kuralları koyar, diğeri o kuralları yakar. Gururun kılıç kuşanıp savaşa durduğu bu yolda, nefret kalplerin en tehlikeli ritmine dönüşür.
Kül olana kadar sönmeyecek bir yangına hazır mısınız? 🔥🖤

ŞIMARIK

             MABEL MATİZ - ANTİDEPRESAN

                                  🏀🏀🏀

Kafamın içinde yankılanan o ani ve şiddetli uğultu, dünyaya ve etrafımdaki her şeye karşı çektiğim görünmez bir duvarı yerle bir etmişti. Birkaç saniye evvel, sonbaharın o serin ve iştah açıcı kokusunu içime çekerek, Ece'nin bitmek bilmeyen neşeli fısıltıları eşliğinde okul bahçesinin Arnavut kaldırımlı yollarında yürürken; şimdi, varlığımın tüm dengesini altüst eden o acımasız darbeyle sarsılmıştım. Parmak uçlarımın zonklayarak temas ettiği şakağım, vücudumun kalanına yayılan bir şok dalgasının merkezi haline gelmişti. Soluklarım boğazımda düğümleniyor, aralanmış dudaklarımdan dışarıya düzensiz ve hırıltılı nefesler dökülüyordu.

Yanımda dikilen, rüzgârın etkisiyle ipek şalı yüzüne çarpan Ece, dehşetle genişlemiş gözleriyle koluma yapışmıştı. Parmakları tenimi morarttıracak bir hırsla derime batarken, sesindeki o titrek ve neredeyse ağlamaklı tınıyla, "Bade, ne olur sakin ol, yalvarırım herkes bize bakıyor, daha fazla dikkat çekmeyelim," diye mırıldandı; ancak bu fısıltı, kulaklarımda uğuldayan öfke denizinde kaybolup gitmişti.

Omuzlarımı geriye doğru savurarak, zehir zemberek bir ifadeyle yanan gözlerimi Ece'den ayırdım ve kalabalığın ortasına mıhlandım. "Sakin mi olayım, Ece? Farkında mısın bilmiyorum ama kafama beyin sarsıntısı geçirtmeye yemin etmiş bir mahlûk top fırlattı!" diye karşılık verdim. Sesim, okulun gotik mimarisini süsleyen o geniş taş duvarlarda yankılanan keskin, tiz ve isyankâr bir çığlığa dönüştü. Hızla öne doğru bir adım atıp, üzerimdeki pahalı tasarım ayakkabımın sivri ucuyla betonun üzerinde hâlâ dönmekte olan o adi topu şiddetle ezerek sabitleşmesini sağladım. Başımı yavaşça kaldırıp, bahçeyi dolduran yüzlerce meraklı ve röntgenci gözün üzerinde ağır ağır gezdirdim.

Dişlerimi birbirine öyle bir geçirdim ki çene kemiklerimden gelen çıtırtı kulaklarımda yankılandı. Damarlarımda akan kan, zehirli bir su gibi kaynayıp beynime hücum ederken, "Hangi beyinden yoksun, zihinsel fukarası sefil yaratık bunu yaptı!" diye haykırdım. Bu korkunç cüreti gösteren o aptalın kafatasının içinde akıldan, mantıktan ya da insanî herhangi bir hücreden eser barındırmadığına dair inancım artık matematiksel bir kesinliğe ulaşmıştı.

"Ben yaptım." O cümle, bahçeyi kaplayan uğultunun ortasından bir bıçak gibi süzülerek kulak zarlarımı tırmaladı. Öfkeyle dolup taşan gözlerim, bu meydan okumanın sahipliğine doğru anında döndü. Karşımda, yüzüne yerleşmiş o sinir bozucu, vurdumduymaz ve son derece alaycı bir sırıtışla bana bakan Alaz duruyordu. Omuzlarını rahatça arkaya atmış, ellerini ceplerine sokmuştu; sanki biraz önce bir insanı katletmemiş ya da en azından ruhunu zedelememiş gibi son derece sakin, küstah ve fütursuz bir tavırla beni süzüyordu.

İçimde kabaran o dipsiz öfke dalgası soluk borumu tıkarken, "Sen kendini kim zannediyorsun?! Hangi hakla, hangi cesaretle kafama o leş topu fırlatıyorsun,

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play