Okulun kapısının önünde yaklaşık üç dakika boyunca öylece durdum.
Elimde telefonum, omzumda çantam vardı.
İçeri girmek için hiçbir sebebim yokmuş gibi hissediyordum.
Aslında vardı.
Yeni okul.
Yeni sınıf.
Yeni insanlar.
Yeni bir başlangıç.
Ama nedense başlangıç kelimesi bana hiç güven vermiyordu.
Telefonum titredi.
Annem: "İçeri girdin mi?"
Ekrana baktım.
Ben: "Giriyorum."
Yalan söyledim.
Hâlâ kapının önündeydim.
Derin bir nefes alıp sonunda içeri girdim.
Vera Koleji tam olarak internette göründüğü gibiydi. Büyük camlar, mermer zeminler, duvarlarda yarışmalardan alınmış kupalar...
Ve herkes birbirini tanıyordu.
Ben hariç.
Koridorda yürürken insanların bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum.
Yeni öğrenci olmak gerçekten berbat bir şeydi.
Sınıfı bulmaya çalışırken biri omzuma çarptı.
"Özür dilerim."
Başımı kaldırdım.
Karşımda uzun boylu, siyah saçlı bir çocuk vardı.
Elinde birkaç kitap tutuyordu.
"Sen yenisin, değil mi?" dedi.
"Hayır."
Kaşını kaldırdı.
"Burada doğdum."
Bir saniye sustu.
Sonra güldü.
"Komikmiş."
"Teşekkür ederim."
"Ben Aras."
"Ece."
"Memnun oldum Ece. Sınıfını mı arıyorsun?"
"Evet."
"Hangi sınıf?"
"12-B."
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
"12-B mi?"
"Evet."
"Geçmiş olsun."
"Niye?"
"Yok bir şey."
Arkasını dönüp yürümeye başladı.
"Dur!"
Bana baktı.
"Sınıf nerede?"
Gülümsedi.
"Ben de oraya gidiyorum."
Peşinden yürüdüm.
Sınıfa girdiğimizde yaklaşık otuz kişi vardı.
Aras kapıdan girer girmez birkaç kişi ona selam verdi.
Ben ise en arkadaki boş sıraya geçtim.
Tam oturmuştum ki sınıfın kapısı yeniden açıldı.
İçeri bir çocuk girdi.
Sınıftaki konuşmalar bir anda azaldı.
Aras bana doğru eğildi.
"Kaan."
"Kim?"
"Okulun sahibi."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Cidden mi?"
"Hayır."
Güldü.
"Şaka yaptım."
Kaan hiçbir şey söylemeden yerine geçti.
Fakat geçerken gözleri bir anlığına benim üzerimde durdu.
Sonra yürümeye devam etti.
Garipti.
Sanki beni tanıyormuş gibi bakmıştı.
Öğretmen içeri girdiğinde herkes yerine geçti.
Ders başladı.
İlk kırk dakika boyunca hiçbir şey olmadı.
Sonra öğretmen sınıf listesini çıkardı.
"Aramıza yeni katılan öğrencimiz var."
Bütün gözler tekrar bana döndü.
"Ece Arslan."
Elimi kaldırdım.
"Hoş geldin Ece."
"Teşekkür ederim."
Ders devam etti.
Ben de defterime tarih atıp yazmaya başladım.
Tam o sırada masamın altında bir şey fark ettim.
Eski bir kağıt.
Katlanmıştı.
Kim koymuştu bilmiyordum.
Etrafıma baktım.
Kimse bana bakmıyordu.
Kağıdı açtım.
İlk gördüğüm şey ismim oldu.
ECE ARSLAN
Kalbim bir anda hızlandı.
Kağıdı tamamen açtım.
Üç cümle vardı.
Beni hatırlamıyorsun.
Ama ben seni hiç unutmadım.
Ve bu okulda bana yaptıklarının bedelini ödeyeceksin.
Elimdeki kağıt titremeye başladı.
Başımı kaldırdım.
Sınıfa baktım.
Herkes ders dinliyordu.
Sonra gözüm Kaan'a takıldı.
O da bana bakıyordu.
Ve yüzündeki ifade...
Korkmuştu.