Kitaplar Özellikler İletişim İndir
SARMAŞIK
Askeri

SARMAŞIK

0Beğeni
0Okunma
2 Bölüm
5,414Kelime
27 dkSüre
02.10.2026Tarih
Lizge Su Alazlı hayatında yeni bir sayfa açmak için geçmişinden uzaklaşmayı seçer.

Yeni bir iş, yeni bir hayat ve hiç beklemediği bir karşılaşma

Yüzbaşı Uraz Alp Demirkıran ise yıllardır görevini her şeyin önünde tutan bir özel askerdir. Maraz Timinin sorumluluğu omuzlarındayken hayatına giren Lizge, Uraz'ın kurduğu düzeni sessizce değiştirmeye başlar.

Fakat bazı geçmişler, ne kadar uzağa gidilirse gidilsin insanın peşini bırakmaz.

Ve bazı gerçekler ortaya çıktığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

GİRİŞ

GİRİŞ

2000 Ankara

"Bak Lizge," dedi Yiğit, elinde tuttuğu küçük fotoğraf karesindeki askeri üniformasıyla duran babasını göstererek. "Babamın üzerindeki forma asker forması, bende büyüyünce bundan giyeceğim!"

Minik Lizge, asinin elinde tuttuğu kameraya genişçe gülümsemiş genç adama bakıyordu. "Baban çok yakışıklıymış abiş," dedi kehribar gözlerindeki hayranlık parıltısıyla."

Yiğit, kardeşinin bu öasuö yüzüne gülümsemeden edemedi. "Öyledir benim babam, kahramanım o benim!"

Lizge abisinin elindeki fotoğrafta minik parmakları kenarları hafiften yıpranmış o küçük fotoğraf karesinin üzerinde gezindi. Fotoğraftaki adamın siyah saçlarında, sert yüz hatlarında, keskin bakışlarında sanki abisinin yüzünden bir iz bulmaya çalışır gibi baktı. Kendi gözleriyle birebir aynı olan kehribar rengi gözleri hayranlıkla parlıyorduZ "Baban benim de kahramanım olabilir mi abiş?" Diye sordu saf bir masumiyetle.

Yiğit kardeşinin bu sorusuna gülümserken elindeki fotoğrafı Lizge'nin önüne zemine bıraktı ve başını gururla salladı. "O artık ikimizin de kahramanı."

Lizge'nin gözleri sevinçle parlarken önğne bırakılan fotoğraf karesini eline alıp koşarak yastığının altına saklayıp hemen geri abisinin yanına oturdu. "Geceleri yatağımın altındaki canavardan korusun diye yastığımın altına koydum, o beni korur değil mi abiş?"

Yiğit kardeşinin bu masum sorusuna başını sallayarak gülüp onu kolunun altına çekip sarıldı. Babası sınırda bir ton teröriste korku salıyordu, küçük kardeşini bir yatak altı canavarından mı koruyamayacaktı diye düşündü. 

Yiğit Lizge'ye arkalarında duran çocuk masallarından birini alıp okumaya başladığında Lizge saçma sapan sorular sormaya Yiğit de bıkmadan gülerek cevaplar vermeye başladı.

İki kardeşin odadaki bu neşeli gülüşmeleri odanın dışından bile duyulurken ve masum halleri küçük kalplerini saran o büyük sevgiyle büyürken odanın kapısı yavaşça aralandı ve anneleri Zehra, yüzünde yorgun ama şefkatli bir tebessümle içeri süzüldü.

Çocuklarına baktığında Yiğit'in elindeki okuma kitabıyla Lizge'yi de Yiğit'in dizinde yatmış masalı heyecanla dinlerken buldu. Yüzünde derin bir gülümseme oluştuğunda adımlarımı onlara doğru ilerletip yanlarındaki yatağa yavaşça oturdu. "Ne yapıyorsunuz bakalım burada?"

Ancak Zehra'nın sesi odadaki havayı aniden değiştirdi. İçeride esen neşeli rüzgar yerini ağır buz gibi ve boğucu bir sessizliğe bıraktı. Yiğit'in yüzündeki o coşkulu ışık sanki bir şalter indirilmiş gibi bir anda söndü. 

Oturduğu yerden aceleyle toparlandığında Lizge de dizinden kalkmak zorunda kalmıştı. Az önce kardeşinin sorduğu her soruda her hareketine gülüşler saçan Yiğit'in artık yüzünde mimik oynamıyordu. İfadesiz katı ve bir çocuğa fazla gelecek kadar büyük bir olgunlukla annesine dikti bakışlarını."Hiç..." dedi, "Lizge'yle vakit geçiriyorduk ama sen gelince canım sıkıldı."

Zehra tepki veremeden kalakaldığında Yiğit başını yerde oturan ve kehribar gözlerini ona dikmiş kız kardeşine baktı. "Ben odamdayım Lizge ödevim var, gece uğrarım yanına yatağın altını kontrol ederim."

Lizge, abisine hafifçe gülümseyip başını salladığında Yiğit ise annesinin yüzüne bakma gereği bile duymadan kurşun gibi ağır adımlarla kapıya

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play