Kitaplar Özellikler İletişim İndir
SARMAŞIK
Aşk/Romantizm

SARMAŞIK

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
727Kelime
4 dkSüre
10.10.2026Tarih
"Kökleri geçmişin kanlı sırlarına dayanan bir sarmaşık, büyüdükçe önce etrafındakileri, sonra kendi kalbini boğar..."

Lizge Su Alazlı, hukuk fakültesinden mezun olup hayallerine adım atmaya hazırlanırken, hayatının en büyük acısıyla yüzleşeceğinden habersizdi. Doğum gününde sevdiği adam Uraz Alp Demirkıran'ın ihanetiyle yüzleşen Lizge'nin hayatı tamamen değişecektir.


Peki gerçekler su yüzüne çıktığında, sırlar birer birer çözüldüğünde, sarmaşık dolandığı boynu kıracak mıydı? yoksa iki yaralı ruhu birbirine mi bağlayacaktı?

GİRİŞ

Demirkıran yazlığındaydım. Oturmuş Uraz'ın gelmesini bekliyordum. Çünkü bugün benim doğum günümdü.

Verandaya vuran Karadeniz dalgalarının hırçın sesi, içimdeki huzursuzluğu örtmeye yetmiyordu.

Ellerimi dizlerime bastırıp cebimdeki telefonun ekranını bir kez daha açtım: 23.42. Günün bitmesine, yeni yaşıma adım atamama dakikalar kalmıştı.

Bakışlarım küçük yazlık evin içinde dolanırken gözüme büyük, içi kırmızı güllerle dolu bir vazo ilişti. Ağır adımlarla ilerleyip vazoyu kucakladım ve salonun ortasındaki ahşap sehpanın üzerine bıraktım. 

Etrafta yaktığım mumların loş ışığı güllerin üzerine dökülüyor, yapraklardaki ince su damlacıklarını birer mücevher gibi parlatıyordu. Ama bu görsel şölen bile zihnimi amansızca kurcalayan düşünceleri bastırmaya yetmiyordu.

Parmak uçlarımı düşünceli bir şekilde dikensiz sapların üzerinde gezdirmeye başladığım sırada, dışarıdan gelen hırçın bir motor sesi gecenin sessizliğini bıçak gibi kesti. 

Kalbim ansızın göğüs kafesime çarpmaya başladığında; siyah cip, bahçedeki çakıl taşlarını ezerek kapının önünde durmuştu.

Uraz'ın geldiğini anladığımda gözlerimi cam kapıdan ayıramadım. 

Uraz arabadan yavaşça indiğinde üzerindeki siyah takım elbisesinin yakalarını düzeltip ağır adımlarla verandaya doğru gelmeye başladı. Saniyeler içinde kapının önünde belirdiğinde kapıya doğru ilerleyip yavaşça açtım. 

Bakışlarını bir an bile gözlerime değdirmeden içeri girdiğinde arkasından kapıyı kapatıp yüzüne dönüp gülümsedim. "Hoşgeldin canım." Deyip yanağına uzun bir öpücük bıraktım. "Doğum günüm için pasta almamışsın..."

Benden bir adım uzaklaştığında sırtını dönüp salonun ortasına doğru ilerlerken, ifadesiz bir şekilde, "Vaktim olmadı Lizge." Dedi. 

Benden uzaklaştığını fark ettiğimde ona doğru ilerleyerek aramızdaki mesafeyi kapattım. "Sürprizim de var demiştin." Dedim. "Ona da mı vaktin yoktu?" Kaşlarımı çattığımda, "hani bugün her şey çok güzel olacaktı?"

Yüzüme bakmamayı ısrarla sürdürdüğünde derin bir nefes soludum. "Evet, Uraz seni dinliyorum."

Benden tekrar uzaklaştığında bakışları hala yerdeyken ortadaki sehpanın etrafında dönüp tam karşıma geçti. Aramıza sehpayı bir mesafe olarak örmüştü. Bir süre daha sessiz kaldığında bakışlarım hala bana bakması için ona adeta yalvarıyordu.

Ardından, hiç beklemediğim bir anda belinden silahını çıkardı. Tetiği sertçe çekip gözlerimin en derin noktasına baktı.

"Al bu silahı ve vur beni!" diye gürlediğinde olduğum yerde sarsılarak titredim.

Duyduğum cümlenin ağırlığı zihnimde bir balyoz gibi yankılanırken, Uraz’ın elinde tuttuğu soğuk metaldan bakışlarımı ayıramıyordum.

Parmaklarımın ucu dahi buz kesmişti. Karadeniz’in dışarıdaki uğultusu ansızın kesilmiş, odada sadece kalbimin kulaklarımı sağır eden atışları kalmıştı.

"Uraz..." diyebildim. Sesim neredeyse hiç çıkmayacak kadar cılız bir fısıltıya dönüşmüştü. "Sen... ne saçmalıyorsun?"

Uraz silahı sehpanın üzerine, tam ikimizin ortasına bıraktı. Silahın ahşap sehpaya vururken çıkardığı sert ses salonda bir idam kararı gibi yankılandı. Yeşil gözleri mum ışığının loşluğunda karanlık bir kuyu gibi derinleşmişti.

"Saçmalamıyorum Lizge!" diye bağırdı. "Sana söyleyeceğim şeyden sonra beni vurmayı sen isteyeceksin çünkü!"

Kaşlarım çatıldığında, şaşkınlığım yerini keskin bir kabullenişe bıraktı. Bakışlarım artık düz, duygusuz bir hal almıştı. "Anlatacağın şeyi... biliyorum Uraz..."

Uraz derin bir

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play