**Hayal Ürünü Uyarısı**
İstanbul Hadron Laboratuvarı uzun süredir mesleğini yapmayan bir yüksek enerji fizikçisinin – bu ben oluyorum – hayal ürünüdür. Boğaziçi Üniversitesinin böyle bir laboratuvarı da çalışması da yoktur. Keşke olsa 😊
5 Mayıs 2013
Toprak önündeki kadehi bir yudumda kafasına diktikten sonra en yakın arkadaşına dönerek “İyi ki geldik Ayşegül! Evde kalsaydık bu sinirle kendi kendimi yiyip bitirecektim.” dedi.
Normalde çok fazla dışarı çıkan biri değildi. Genellikle aklı fikri derslerinde olurdu. Bir tek üniversiteye girdiği sene kendisinden iki sene üst dönemde okuyan Ömer’le yakınlaştıkları zamanlarda onunla biraz dışarıya çıkmıştı.
Ömer’in ilgisi onu o zamanlar çok mutlu etmişti. Toprak toplumun standart güzellik anlayışına hiçbir zaman uymamıştı. Balık etliydi bir kere. Hayatı boyunca kırk bedenin altına bir kez olsun düşememişti. Yeşil renk badem gözlerini severdi aslında ama gözleri o kadar bozuktu ki taktığı gözlüklerden şekli belli olmuyordu. Balköpüğü rengi saçları kabarıktı. Onları şekle sokmak için çok emek harcaması gerekiyordu ve Toprak bunu zaman kaybı olarak gördüğünden at kuyruğu yapıp geçiyordu. Bir de saç renginin getirdiği burnunda ve elmacık kemiklerindeki çilleri vardı ki onlardan nefret ederdi. Kilosunu saklamak için giydiği bol kıyafetler de cabasıydı. Ömer’in onu bütün bunlara rağmen beğenmesini çok önemsemişti.
Ne yazık ki Ömer tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Toprak’ı kendisiyle olmaya ikna ettikten bir hafta sonra ortadan kaybolmuştu. Sonradan Ömer’in hayat amacının bu olduğunu öğrenmişti. Okula yeni başlayan masum genç kızları baştan çıkarmak... Söylediklerine göre Ömer her dönem kendine yeni bir av seçip – avının biraz kilolu olması ve kolay bir av olması onun için çok önemliymiş ki kısa zamanda ağına düşsünmüş – onun peşinden gider, kızı yatağa atar atmaz da yeni avına yönelirmiş. Neyse ki adamın amacı gibi eylemin kendisi de hayal kırıklığı olmuştu da yokluğu Toprak’a bir kayıp gibi gelmeden atlatabilmişti. Tabii böyle aptal yerine konmuş olmaktan çok rahatsız olmuştu.
Şimdi bu olayın üzerinden üç sene geçmişken benzer bir şeyin neredeyse yeniden başına geleceğini düşündükçe sinirden köpürüyordu.
Toprak Boğaziçi üniversitesinde fizik bölümünde okuyordu. Başını derslerinden kaldırmadığından herkes ona inek diyordu. Geçen dönem okulun Amerikan futbolu takım kaptanı fizik dersinden kalınca bu dönemin başında Toprak’a yaklaşıp özel ders almak istemişti. Bütün derdi dersten geçer bir not alıp kaptanlığını kaybetmemekti. Bunu daha ilk günden dürüstçe söylediği için de Toprak kötü bir şey düşünmemiş, daha çok ek gelirden zarar gelmez diyerek teklifi kabul etmişti.
Dönem boyunca Arda’ya genel fizik dersini öğretmeye çalışırken istemeden yakınlaşmışlardı. Arda’nın dersi dinlemek yerine ona bakmaları, durup dururken saçına dokunmaları derken Toprak Arda’nın kendisinden etkilendiğine