Bazı insanlar sınırlarını korumak için duvarlar örer. Bazıları o duvarların arkasında imparatorluklar kurar. Bazıları ise başkalarının sınırlarını yıkmayı bir sanat haline getirir.
SINIR ÖTESİ, insanların kendilerini güvende sandıkları yerlerin aslında en savunmasız oldukları noktalar olduğunu anlatan bir hikâyedir. Çünkü en tehlikeli ihlaller dışarıdan gelenler değil, insanın içine sızmayı başaranlardır.
Hazal Yalınkaya, bu hikâyede güzelliği yalnızca yaratan değil, yöneten bir kadındır. İnsanların hafızasına kokularla giren, arzuları formüllere dönüştüren, dokunuşu olmadan bile bağımlılık yaratabilen bir kadın. Onun dünyasında kusur affedilmez, kontrol kaybedilmez, mesafe ihlal edilmez. O, başkalarının zayıflıklarını okuyabilen ama kendi zayıflığını asla göstermeyen bir hükümdardır.
Görkem Korkmaz, onun karşısında toprağın dilini bilen bir adam olarak durur. Gürültüyü sevmez. Gösterişten hoşlanmaz. Bir çiçeğin açmasını izleyebilecek kadar sabırlıdır. Ama köklerinden koparıldığında doğanın en sessiz felaketleri kadar yıkıcıdır. Çünkü bazı insanlar fırtına gibi gelmez. Afet gibi yaklaşır ve her şeyi yerinden oynatır.
Hazal, kusursuzluğu üretir. Görkem, kusursuz görünen şeylerin ne kadar kırılgan olduğunu bilir. Aralarında büyüyen şey bir yakınlaşma değildir. Bir kuşatma, bir sızma ve bir teslim alma sürecidir.
Bu hikâyede duygular bir asansör gibi hareket eder. Kontrol düğmesine kimin bastığı çoğu zaman bilinmez. Bir an, insanı yasak arzuların en parlak katlarına çıkarır. Nefesi hızlandıran, nabzı kontrolsüzleştiren ve düşünmeyi imkânsızlaştıran bir yükseliş yaşatır. Sonra aynı hızla aşağı çeker. Güven, mantık ve irade katları birer birer geçilirken insan kendi içindeki boşluğa düşer.
Ve bazen insanlar tam da o asansörde karşılaşırlar. Kaçamayacak kadar dar, inkâr edemeyecek kadar yakın bir yerde. Hazal’ın üzerinde mor şakayık notaları taşıyan ağır ve baş döndürücü bir koku vardır. O koku zarafet gibi başlar, tehdit gibi kalır. Görkem’in teninde ise toprak, yaprak ve sabır kokusu vardır. Doğal, gerçek ve tehlikeli derecede sakin.
Bazı kokular insanı baştan çıkarır. Bazıları insanın içgüdülerini uyandırır. Bazı karşılaşmalar ise insanın kendi sınırlarını isteyerek ihlal etmesine neden olur. Mor şakayıklar bu hikâyede yalnızca bir çiçek değildir. Sabırla büyütülen arzuların, dokunulduğu anda zarar görebilecek hassas duyguların ve güzelliğin ardına saklanan tehlikenin simgesidir. Çünkü bazı güzellikler korunmak için değil, ele geçirilmek için vardır.
Hazal, kontrol etmeyi arzular. Görkem kontrol edilmeyi reddeder. En tehlikeli savaşlar, iki tarafın da geri adım atmayı bilmediği zaman başlar. Bazı dokunuşlar masum değildir. Bazı bakışlar yalnızca görmek için değildir. Bazı yakınlaşmalar tutku gibi başlar, bağımlılık, takıntı ve geri dönüşü olmayan bir duygusal işgale dönüşür.
SINIR ÖTESİ, bazı kapıların açıldığında tekrar kapanamayacağını anlatacak. Bazı insanlar hayatınıza girmez. Hayatınızın dengesini değiştirir. Çünkü bazı sınırlar geçildiğinde insan sadece yönünü kaybetmez. Kendini kaybeder be bazen en büyük tehlike, kaçmak istemediğiniz kişidir.
Bu hikâye ile aranıza sınır koyamayacaksınız.