Kitaplar Özellikler İletişim İndir
SINIRDAN OKYANUSA
Askeri

SINIRDAN OKYANUSA

4Beğeni
5Okunma
2 Bölüm
5,067Kelime
25 dkSüre
03.09.2026Tarih
"Sakin ol! Unutma, ben senin gölgenim ve gölgeler asla ölmez."
Mardin adliyesinin soğuk koridorlarında, ailesinin canı için tehdit altında bir beraat kararı alan Avukat Rojda.. 0 karar, onun hürriyeti değil, Hazeran aşiretinin karanlık dehlizlerinde mahkumiyeti olacaktı.
Yedi yıl önce Gabar Dağları'nda şehit düşen abisinin ve tim arkadaşlarının intikam yeminiyle yaşayan, gözü kara bir Karadeniz firtınası: yüzbaşı Yaman.
Mardin'in tozlu yollarından, New York'un camdan labirentlerine uzanan sahte bir evilik oyunu. Rachel ve Robert olarak oturdukları o petrol zenginlerinin masasında, geçmişin en kanlı surları bir bir dökülürken; kaçtıkları o karanlık töre okyanusun ötesinde bile karşılarına çıkacaktır.
Biri yasaların gücüne inanyor, diğeri namlusunun soğukluğuna. iki inatçı ruh, kendi isimleriyle, kendi kanlaryla yazacakları o gerçek savaş şimdi en baştan başlıyor.
"Sınırdan Okyanusa..
Karadeniz fırtınası! arkanda, Mardin inadın önünde rehber olsun."

BÖLÜM 1: MAHKÛMİYET

 Bölüm şarkısı: Cem Adrian \ Mark Eliyahu Kül (keyifli dinlemeler ve keyifli okumalar)

Mardin’in kehribar rengi tozuna bulanmış dar sokaklarında yürürken, ayaklarımın taşlara vurduğu her ses, sanki boynuma dolanan görünmez bir halatı biraz daha sıkıyordu. Mezopotamya’nın güneşi, tepemde devasa bir fırın gibi yanarken, içim buz gibiydi. Her adımda, geçmişin ağırlığı ve geleceğin belirsizliği arasında sıkışmış hissediyordum.

“Rojda,” dedim kendi kendime, “yolun sonuna geldin.” Yıllarca mahkeme salonlarında başkalarının özgürlüğü için kağıt üzerinde savaşırken, kendi özgürlüğümün bir aşiretin iki dudağı arasına sıkışacağını hiç düşünmemiştim. Ben, bu toprakların adaletsizliğine başkaldıran genç avukat, şimdi kendi hukuksuzluğumun mahkumuydum. Azad’ın karanlık, sahiplenici bakışları zihnime her düştüğünde midem bulanıyordu. Onun için ben bir kadın ya da bir hukukçu değildim; sadece kazanılması gereken bir kale, aile koleksiyonuna eklenecek bir “namus” göstergesiydim.

“Avukat Hanım,” demişti ağanın oğlu Azad, o karanlık ve hadsiz gülümsemesiyle. “Bu davanın bedeli paradır sanıyorsan yanılıyorsun. Benim babamı hapisten çıkaracak olan o zekan, artık bu aşiretin namusu olacak.”

Kaçmalıydım. Adaleti savunduğum mahkeme salonlarından, adaletsizliğin kanun olduğu bu topraklardan kaçmalıydım. Ama bir aşiretten kaçmak, gölgenizden kaçmaya benzerdi; nereye giderseniz gidin peşinizden gelirdi. Tek bir yolum kalmıştı: Okyanusun ötesi. Ve o yolun anahtarı, şu an karşımda duran, bakışları Rize’nin hırçın dalgaları kadar sert ve yabancı o adamın elindeydi.

Mardin’in üzerine çöken akşam karanlığı, sadece şehri değil, ruhumu da siyaha boyuyordu. Ofisimin kapısı ardına kadar vurularak açıldığında, başıma geleceklerin bir davanın çok ötesinde olduğunu anlamıştım. Azad, o gün içeri bir aslan gibi değil, avını köşeye sıkıştırmış aç bir sırtlan gibi girmişti.

“Babam haftaya hakim karşısına çıkacak Avukat Hanım,” dedi. Ağır, gümüş işlemeli tespihini masamın üzerine hoyratça bırakırken gözlerini dikti. “O kapıdan ya beraatle çıkacak ya da bu Mardin sana dar olacak.”

“Adalet tehditle gelmez Azad Ağa,” diye diklenmiştim. Ellerim masanın altında tir tir titriyordu ama sesimin titremesine izin vermedim. “Dosyada kanıtlar var, tanıklar var. Ben hukukçuyum, büyücü değil.”

Azad masaya doğru eğildi. Öfke kokan nefesini yüzüme doğru savurdu. “Hukuk sensin, kanun benim. Eğer babam o hapse girerse; ikiz kardeşlerinin okulu biter, babanın tarlası küle döner. Kendi ailenin celladı mı olacaksın, yoksa benim başımın tacı mı? Karar senin. Unutma, o mahkemede babamı kurtaracak her kelime, senin özgürlüğünün kefareti olacak.

”O mahkeme günü, hayatımın en karanlık günüydü. Cübbemi giyerken sanki bir kefen kuşanıyordum. Kürsüde müvekkilimi değil, ailemin canını savunuyordum. Hakim beraat kararını açıkladığında, Azad’ın bana attığı o zafer dolu bakış, boynuma dolanan halatın ilk düğümüydü. “Artık benimsin,” diyordu o bakış. “Artık aşiretin namususun.”Kazandığım beraat benim hürriyetim değil, mahkumiyetim olmuştu. Azad’ın o karanlık gölgesi her yerde peşimdeydi. 

O gece, babamın bağ evinde,

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play