Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Siyah Kapüşonlu Kız
Aşk/Romantizm

Siyah Kapüşonlu Kız

2Beğeni
1Okunma
1 Bölüm
2,029Kelime
10 dkSüre
02.05.2026Tarih
​"Güneş yerinde, her şey yolunda mı gerçekten?"​Sıla, hayatını milimetrik hesaplar ve aşılmaz duvarlar üzerine kurmuş bir mimardı. Dokuz yıldır kalbinin kapılarını kimseye açmamış, yasını bir saç örgüsünde saklamıştı. Ta ki o "Allı Turnam" dediği kırmızı arabası ve topraksı portakal kokusuyla Can, Sıla’nın sessiz şantiyesine dalana kadar.​Biri yıkmak için gelmişti, diğeri korumak için.​"Sen aslında istediğinde nazik de olabiliyorsun," dedi Can kaşlarını kaldırarak."Sen de istediğinde ciddi olabiliyorsun, bence o daha zor," diyerek karşılık verdi Sıla.​Peki, bir aşkın inşaatı, geçmişin enkazı üzerinde yükselebilir miydi?

Karanlık Koridorlar

Siyah...
Simsiyah bir hayat...
Evimin duvarları, dolaplarım, beyaz eşyalarım, koltuklarım, yatak örtüm ya antrasit ya siyah. Yani kapkara bir dünya...


Siyah fon perdelerimden ötürü sabah olduğunda odama gün ışığı sızamıyor bile.. Ama ben halimden memnunum . O gıcık sesiyle alarm yetiyor beni uyandırmaya.


Yine klasik sabahlardan biri işte, alarm çaldı ve Sıla uyandı. Siyah kapüşonlu kız Sıla...


Yerimde doğrulup memnuniyetsiz bir ifadeyle odayı süzdüm her zaman görmüyormuşum gibi. Sonrasında parmak uçlarımla yüzümü ovuşturup ayaklandım. Sürüklediğim ayaklarımla banyoya yöneldim ve makine ruhsuzluğumla otomatik pilota bağlamışçasına sabah rutinlerimi yerine getirdim. Yüzümü yıkamak, acı bir filtre kahve içmek, ağzıma iki lokma bir şey tıkmak ve giyinmek . Hepsi bu kadar . Siyah bir bluz, kot pantolon ve yüzümü herkesten saklamaya yarayan siyah kapüşonlu bir dış kıyafet, mesela bugünkü bir ceket.


Kendime has, yerleri delen o yürüyüşümle motosikletimin yanına gelmiştim bile. Kaskımı büyük bir coşkuyla başıma geçirdikten sonra ışığın değdiği yerleri kara bir mücevher gibi parlayan motosikletime bindim ve çevirdim kontağı. Sığınağımı geride bırakırken rüzgarın uçurduğu saçlarım ve kapüşonum bana dünyanın en özgür insanı gibi hissettiriyordu. Yüklenebildiğim kadar yüklendim gaz koluna ve bana sinirlenen araç sürücülerinin bastığı kornalara aldırmadan aralarından süzülüp gittim.


Nihayet iş yerime vardığımda motosikletimi her zamanki yerine park edip indim. Kaskımı çıkarır çıkarmaz önüme gelen saçları umursamaz bir hareketle geriye atıp girdim o koca binaya. Kolumun altına aldığım kaskım benim için adeta bir kraliyet tacıydı. Onu taşımanın verdiği gururla yine yerleri delen adımlarla odama gittim. İnsanlar artık eskisi gibi süzmüyordu beni, bu halime alışmışlardı. Dikkat çekmeyi sevmesem de süslendiğim için değil karanlık göründüğüm için gözlerin üstümde olması o kadar da rahatsız etmiyordu beni.


Ayrıca bugün hafta başıydı . Herkesin yüzünde benimkiyle aynı ifade vardı . Tek fark onlar birkaç saat içinde bu duygu durumundan kurtulurken ben hep aynıydım.


Öğle molasına kadar yeni proje bir rezidans üstüne çalıştım. Yasal sınırlara uygun projenin taslaklarını oluşturduktan sonra onay için müdürümün yanına gittim. Kapıyı tıklatıp içeriye girdiğimde gülen yüzü solmuştu bile. "Hoş geldin Sıla, ben de seni bekliyordum," dedi ciddi bir sesle. O sırtını dikleştirip kendini masaya daha da yaklaştırırken ben dosyaları kibarca önüne koydum ve karşısına oturdum.

"Çay ya da kahve alır mısın ?" dedi yüzüme dikkatle bakarken. Benimle önemli bir şeyler konuşacağı belliydi. İşten çıkarmazdı değil mi?

"Kahve alırım," dedim sadece ve bakışlarımı ellerime indirdim. Azar yemeye hazır bir halim vardı.

Müdür yanındaki telefonu tuşlayıp o sert sesiyle "İki sade Türk kahvesi," derken bir yandan beni süzüyordu. Ona bakmasam da ne yaptığını fark edebiliyordum.


"Kahveler gelene kadar biraz konuşalım," derken ellerini birleştirdi ve bana

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play