SİYAZ 1. BÖLÜM
Kitabıma Hoş geldiniz Şimdiden İyi Okumalar Dilerim 💗
Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan, cinsellik ve rahatsız edici öğeler içermektedir . Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .
🎵 En Güzel Günüm Gecem 🎵
Önsöz
" Yalnızlığın, yaraların ve hatıraların yaralarını iyileştireceğim . Ve senin parçalanmış parçalarını , içindeki fırtına dinlene kadar tutacağım , onları bir araya getirip seni iyileştireceğim .
Nefeslerini ölümden çalacağım ve içini yeniden umutla dolduracağım. Sana ışığın ne olduğunu göstereceğim. Korkuyorsun biliyorum ama sadece elimi tut ve bırakma.
Yeri terk etmekten korktuğunu biliyorum ama bir kez ayağa kalkarsan sendelemene izin vermeyeceğim seni tutacağım kendi başına yürüyebilene kadar bir daha asla düşmeyeceksin tüm o metal zincirleri kıracaksın küçüğüm "
Sandalyeye oturduğumda saate bakmadım. Karakollarda zaman genellikle bekleyene aittir; acele eden taraf hiçbir zaman sen olmazsın. Dosyayı çantamdan çıkarıp dizlerimin üzerine koydum, kapağını açmadım. Henüz gerek yoktu. Görüşme odası sade ve işlevseldi. Masa çiziklerle doluydu, sandalyeler birbirine benzemiyordu, duvarlardaki boya defalarca silinmişti. Cam yoktu. Kapı kapalıydı ama kilitli değildi. Bu ayrıntı önemliydi. Henüz tutuklu değildi. İçeri alınacağım söylenmişti, ne zaman olacağı belirtilmemişti. Sormadım. Sorular acele edenlere aittir. Beklerken düşünmemeyi tercih ettim. Bu benim için bir refleks değil, bilinçli bir tercihti. Soruların sırası önemlidir. Yanlış bir başlangıç, müvekkili savunmaya iter. Savunmaya geçen biri süreci yönetemez. Müvekkilimi merak etmeyi kendime yasakladım. Kim olduğu, neye benzediği, ne anlatmak isteyeceği sonra gelecekti. Şu an önemli olan tek şey yetkiydi. Vekâlet belgesinin dosyanın neresinde olduğunu biliyordum, elimi uzatıp kontrol etmedim. Her şey yerli yerindeydi. Fazlası güvensizlik yaratır. Avukatın ilk izlenimi davanın gidişatını belirler. Kapı açıldığında başımı kaldırmadım. Adımlarını duydum. Düzenliydi, kararsız değildi. Sandalye çekildiğinde kapıya baktım. İçeri giren adam dosyadaki fotoğraftan daha sakin görünüyordu. Daha yorgun ama daha kontrollüydü. Kravatı yoktu, gömleğinin düğmeleri ilikliydi. Oturmadan önce etrafına bakmadı, doğrudan sandalyeye geçti. Bu da bir tercihti. Göz göze geldik, uzun sürmedi.
"Ben Duru Akar," dedim, sesimi özellikle düz tuttum. "Avukatınızım."
Başını hafifçe salladı, kendini tanıtmadı, gerek duymadı. Dosyayı açtım, ilk sayfayı çevirdim. Bilgileri zaten biliyordum ama bunu göstermek zorundaydım. Hukuk bazen bilgiden çok ritüelle ilgilidir.
"Şu an ifade vermeniz gerekmiyor," dedim. "Kimseyle konuşmayacaksınız. Bu bir tavsiye değil."
Bana baktı, yüzünde soru yoktu, daha çok bir ölçme vardı.
"Zaman önemli," dedi.
"Farkındayım," dedim. "O yüzden buradayız."
Kısa bir sessizlik oldu. Not almadım. Bu bir bilgi toplama görüşmesi değildi, bir çerçeve kurma görüşmesiydi.
"Size birkaç prosedür anlatacağım," dedim. "Detaya girmeden."
Gözaltı süresini, ifade hakkını, dosyaya erişimi ve olası adımları anlattım. Cümleleri kısa tuttum, yorum eklemedim. Dinledi, bölmedi.
"Beni dinlemeniz şart değil," dedi bir süre sonra. "Süreci yönetmeniz yeterli."
Bu