1. BÖLÜM:'S A H T E'
Sahteydi.
Gördüğüm her bir yüz, her bir ifade, her bir bakış bana sahte geliyordu.
Yerde olan bakışlarımı kaldırarak başımda takılı olan saç aksesuarımın yanından siyah filesi gözlerimi yani burnuma kadar kapatırken elimle usulca düzelttim ve siyah gözlüklerimin gözlerime iyice yerleşmesini sağladım.
Uykusuz ve oldukça yorgundum ama bir o kadar da güçlü ve ayaktaydım. Ya da öyle olmak zorundaydım.
Bakışlarımı kimsenin görmediğini bilerek etrafta gezdirdim. Bir çok iş insanı sırf gelmek zorunda hissettiği için buradaydı bundan adım kadar emindim. Bazıları babamın onlara zamanında yaptığı yardım için son kez minnetlerini göstererek vefa borçlarını biraz da olsa ödemeye çalışıyordu.
Ve onların eşlerinden dedikoducu olan bazı eşleri acaba bize bu günden bile ekmek çıkar mı diye beklerken, bazılarının da gözleri benim, annemin ve kardeşimin üzerindeydi.
Çardakta akşamüzeri esintisi tenlerimizi usul usul yalayıp geçerken ellerindeki dağıtılan içeceklerle aralarındaki sohbete devam eden insanlara bakmayı keserek sırtımı dikleştirdim ve bu zamana kadar aldığım görgü kurallarına yaraşır şekilde dizlerime düzen verdim.
Bakışlarım sonunda annemi bulurken yeşil gözlerinin aklarına, allar düştüğünü, her zaman her şeye karşı canlı olan cildinin şimdi solduğunu ve buz gibi göründüğünü gördüm lakin ona rağmen kendini kaybetmeyerek sessizce yanındaki kadınların ona bir karşılığı olmayacağını bildikleri halde verdikleri telkinleri dinlediğini biliyordum.
Gözlerimin hedefi bu kez kardeşim olurken her zamanki huzursuz tavrına karşın sanki bu gün özle bir uyarı almışçasına sus pus boynunu bükerek oturduğunu gördüm. Elleri her zamankinin aksine bu gün titremiyor birbirine kenetlenmiş kendini kasarak öylece bekliyordu.
Onun yanında ayakta bekleyen yardımcısına bakarak elimle yanıma gelmesi için işaret verdim.
Önünde birleştirdiği ellerini çözerek birkaç adımda yanıma geldiğinde gözlerini bana değdirmeden konuştu.
"Buyrun efendim?"
Ona bakmadan gözlerim önümde iken, "Ali Asaf'ı götür buradan. Eve gittiğinizde ilaçlarını almasını ve uyumasını sağla." dediğimde şaşırdı.
"Ama efe-"
Başım ona dönerken ona nasıl baktığımı engelleyen gözlüklerim vardı.
Tekrar konuşmadı başını öne eğdi ve ellerini önünde birleştirdi. "Emredersiniz."
Başım tekrar eski halini alırken yutkundum.
Öfkeliydim, üzgündüm, sinirli ve kızgındım... Ve daha adlandıramayıp bastırdığım bir çok duyguya sahiptim.
Gözlerim ağlamaktan ve uykusuzluktan yanarken kimsenin görmemesinin rahatlığı ile kapatarak rahat bir nefes aldığımda göz kapaklarımı ve dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Mira?"
Gözlerimi açtım ve gözlüklerimin siyah penceresinin ardından arkadaşımı gördüm. Tek arkadaşımı.
"Gel Hüma."
Hüma oturduğum bankın yanındaki boşluğa otururken bakışları beni tarıyordu.
Evet o benim tek arkadaşımdı belki ama can ciğer de değildik. Sadece arkadaştık ve bana bu güne kadar iyi davranan sayılı insanlardan biriydi. Arkadaşlık görevlerimizi yerine getirir elimizden geldiğince iyi günde de kötü günde de birbirimizin yanında olmaya çalışırdık hep.
Elini kucağımda ki üst üste koyduğum ellerimin üzerinde hissettim.
"İyi misin?"
İçimden gülmek geldi, bu soru bu gün için bana