Kitaplar Özellikler İletişim İndir
TUTSAK & ATEŞTEN KELEPÇE
Aşk/Romantizm

TUTSAK & ATEŞTEN KELEPÇE

102Beğeni
526Okunma
15 Bölüm
24,846Kelime
2 saat 4 dkSüre
18.05.2026Tarih
Sessizlik bir çığlıksa, Mira yıllardır avaz avaz bağırıyordu.
Kardeşini korumak için girdiği cehennemden, başka bir karanlığa sürüklendiğinde ise karşısına çıkan adam onu susturmadı... dinledi.
Kerem'in karısıydı ama ona ait değildi.
Demir'in tutsağıydı ama ondan ilk kez özgürlüğü öğrendi.
Bir kadının sessiz direnişi.
Bir adamın buz gibi intikam planı.
Ve karanlığın tam ortasında doğan beklenmedik bir bağ.
TUTSAK
İntikamın içinden doğan bir aşkın, teslimiyetle değil dirençle yazılmış hikâyesi.

BİRİNCİ BÖLÜM

Keyifli Okumalar.

Koyu kahverengi, omuzlarıma dökülen kısa saçlarımın arasından tarağı yavaşça geçirdim. Aynaya odaklanan gözlerim dakikalardır hiç kıpırdamıyordu. Sadece yorgunluk, sadece sessiz bir kabulleniş vardı.

Yüzümdeki hafif makyaj solgun tenime biraz renk katmaya çalışıyordu ama başarılı olamıyordu. Göz altlarımdaki gölgeler, sadece uykusuzluğun değil, bir süredir içimde taşıdığım korkunun iziydi. Boynumun sağ tarafında, fondötenle aceleyle kapattığım kızarıklık hafifçe yanıyordu. Fiziksel acı geçmişti belki ama izi hâlâ oradaydı. Hissediliyordu. Unutulmuyordu.

Üzerimde, bu akşam Kerem’le katılacağımız baloya uygun seçilmiş gösterişli bir elbise vardı. Omuzlarımı açıkta bırakan krem rengi bir straplez. İnce belimi tam kavrıyor, belden aşağı doğru genişleyen etekleri adım attıkça zarifçe dalgalanıyordu. Kumaşı pahalıydı, kesimi kusursuzdu. Aynadaki yansımam, bir masalın içinden çıkmış gibiydi.

Ama kendimi bir prenses gibi değil, camdan bir kafeste unutulmuş bir külkedisi gibi hissediyordum. Saat hiç çalmıyordu. Ayakkabımı düşürecek bir merdiven yoktu.

Odanın kapısı ağır bir sesle açıldığında, parmaklarımın arasındaki tarağı sessizce komodinin üzerine bıraktım. Kapı kapandığında kilidin metal sesi yüreğimde yankılandı. Ardından bana doğru yaklaşan adımların o ürpertici sesi usul usul içime doğru işledi.

Nefesimi bıraktığımda çenem hafifçe titredi.

Elbisemin eteklerini iki elimle kavrayıp ayağa kalktım. Karşımda duran adamın gözlerine bakabilmek için kendimi zorladım. Kerem’in bakışları yüzünde taşıdığı o düzgün gülümsemeyle hiç uyuşmuyordu. Soğuktu. Sahipleniciydi. Tartıyordu.

“Hazır mısın?”

Başımı sallamak üzereydim ki Kerem bir adım daha yaklaşıp sesini alçaltarak, “Hazır mısın, Mira Onat?” diye fısıldadı.

“Hazırım,” dedim ses tonumu sabit tutmaya çalışarak.

Etrafımda yavaşça dönmeye başladı. Sanki bir tabloyu inceliyor, kusur arıyordu. Kalbim göğsüme çarpa çarpa hızlandı. Adımları durduğunda nefesim de durdu.

“Çok güzel kokuyorsun.”

Yüzünü boynuma yaklaştırdığında, burnunu tenime sürerken topuklarımın üzerine sertçe bastım. Kımıldamadım. Kaslarımı kilitledim. Çünkü biliyordum, en ufak bir hareket bu sakinliğin bozulması demekti.

Dudakları boynumun hemen yanında durdu.

“Böyle dur,” dedi fısıltıyla. “Çok daha uslu.”

Gözlerimi aynadaki yansımamdan ayırmadım. Elbisemin içinde nefes alıp veren bir vitrin mankeni gibiydim.

“Yüzündeki gülümsemeyi erkeklere gösterirsen,” dedi arkamda durarak,
“O güzel dudakların bir süre daha tebessüm edemez, biliyorsun değil mi?”

Parmakları çenemin altına hafifçe dokundu. Bastırmadı. Ama geri çekilmeme de izin vermedi.

“Gözlerin,” diye devam etti aynadaki yansımama bakarak. “Herhangi bir erkeğe fazla takılırsa bir süre hiçbir şeye takılamayabilir.”

Nefesim boğazımda kaldı.

“Ve o güzel sesin,” Dudaklarını boynuma yaklaştırdı. “Bir başkası duymaya kalkarsa bir süre ben bile duyamam.”

Titreyen dudaklarımın arasından çıkan nefesim parmaklarına çarparken dudaklarını boynuma bastırdı. Sert değildi. Ama geri çekilemeyecek kadar yakındı.

“Sana böyle yaklaştığımda,” dedi nefesini tenime bırakarak. “Heyecanlanıyorsun. Bu yüzden titriyorsun, değil mi?”

Hayır deme şansım yoktu.

Omuzlarımı geriye çektim. Boynum hâlâ baskısı altındayken başımı dik tuttum.

“Evet.”

Ağzımdan çıkan bu yanıtla dudakları yukarı kıvrıldı. Parmakları tenimin üzerinde usulca gezinirken, “Çok güzel,” diye fısıldadı. “Şimdi gidebiliriz.”

***

Odadaki hava ağırdı.

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play