Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Yabancı
Mahalle

Yabancı

1Beğeni
4Okunma
3 Bölüm
3,051Kelime
15 dkSüre
02.08.2026Tarih
"İnsan bazen en çok doğduğu yerde yabancı olur."
Lâl, yıllar sonra Yalıyaka'ya döndüğünde ardında bıraktığı hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamadı. İlk aşkı artık başka bir adamdı, mahallesi başka bir evdi, geçmişi ise hâlâ aynı gecede sıkışıp kalmıştı.
Fakat bazı gerçekler yıllarca saklansa da unutulmaz.
Çünkü deniz, sır tutmayı hiç bilmez.

1- Yalıyaka

Lal'den

​İhanetin en acı yanı, onu hiç beklemediğin yerden gelmesi değildir.

​En acı yanı, masumiyetini bildiğin hâlde kimsenin sana inanmamasıdır.

​Bir iftira...

​Bir e-posta...

​Ve yıllardır kurduğum hayat, tek bir günde elimden alındı.

​Şimdi önümde uzanan yol, beni yıllar önce kaçtığım yere götürüyordu.

​Yalıyaka'ya...

​Tam on yıl önce çıktım Foça'dan, arkama bile bakmadan. Bakarsam kalırdım çünkü... Bakarsam gidemezdim.

​Bedenim gitti İstanbul'a ama kalbim, ruhum Yalıyaka'da kaldı. Kalbim hiç benimle olamadı; hayatıma birini de alsam, biriyle ciddi yola gireceğim de desem, o kalp asla bana geri gelmedi. Ne yıllar onu bana getirebildi ne de hayatıma giren insanlar onun yerini alabildi. Sevmeyi denedim, olmadı. Birine "Belki," demeyi denedim, yine olmadı. Çünkü insanın kalbi ait olduğu yerde kalınca, geriye sadece yaşayan bir beden kalıyormuş.

​Aşk, insan ömründe bir kez yaşanıyormuş. Ben o hakkımı on sekizimde kullandım.

​Büyürken her düştüğümde yarama üfleyen biri vardı.

​Her ağladığımda gözyaşımı benden önce silen...

​Canım bir şey istediğinde yaşını unutan...

​Benimle kavga eden...

​Benim için kavga eden...

​En çok da...

​Beni benden çok seven biri vardı.

​Kalbim onu nasıl sevmesindi?

​Altı ay sürdü.

​Hayatımın en güzel altı ayı...

​Sonra o gece oldu.

​Bir gecede çocukluğumu...

​İlk aşkımı...

​Ve yuvamı kaybettim.

​Bazı gecelerin sabahı olur.

​Bazılarının ise ömrün boyunca gecesi bitmez.

​"Arkama bir kez bile bakmadım. Çünkü bakarsam kalırdım... Bakarsam veda edemezdim."

​Telefonu sessizce masaya bıraktım. Bu evde son kez gece olacaktı. Perdeler... Kitaplık... Balkondan görünen İstanbul... İnsan, alıştığı bir şehirden ayrılırken bile vedalaşıyormuş meğer.

​Ben vedaları hiç beceremedim. Belki de bu yüzden on yıl önce de arkama bakamamıştım. İstanbul ayaklarımın altındaydı. Ben ise ilk kez bu kadar ait hissetmiyordum. Demek insan bazen sığındığı şehirde bile kendine yer bulamıyormuş.

​Anahtarı mutfak tezgâhının üzerine bıraktım. Kapıyı çektim. Arkamı dönmedim. Çünkü bazı vedalar ikinci kez bakılırsa yapılamazdı.

​Asansör ağır ağır aşağı indi. Her kat, beni biraz daha uzaklaştırdı; kurduğum hayattan, hayallerimden ve olmak istediğim kadından...

​Apartmanın kapısından çıktığımda akşam güneşi yüzüme vurdu. Arabam beni bıraktığım yerde bekliyordu. Valizi bagaja yerleştirdim. Direksiyona oturduğumda ellerim ilk kez titredi. Kontağı çevirdim, motorun sesi sessizliği böldü. Derin bir nefes aldım. Artık önümde tek bir yol vardı ve o yol, beni yıllardır kaçtığım yere götürecekti.

​Foça'ya...

​İstanbul arkamda küçülürken dikiz aynasına son kez baktım. Koca şehir... Ne çok şey vermişti bana, ne çok şey almıştı benden. Bir süre daha aynaya baktım. Sonra elim uzandı, dikiz aynasını yukarı çevirdim. Artık geride kalana bakmanın kimseye faydası yoktu. Önümde uzayan asfalt, beni yıllardır kaçtığım yere götürüyordu.

​Foça'ya... Yalıyaka'ya... Eve...

​Ama insan doğduğu yere dönerken neden bu kadar korkardı? Yol uzadıkça düşünceler de birbirine karışıyordu.

​"Aileme ne diyeceğim?"

"Babam yüzüme baktığında ne görecek?"

"Annem beni görünce sarılacak mı, yoksa gözlerimin içine bakıp sustuğum her şeyi anlayacak mı?"

​İdil... Batu... Birlikte

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play