Kitaplar Özellikler İletişim İndir
YALNIZCA BİR KADIN
Genel

YALNIZCA BİR KADIN

6Beğeni
9Okunma
5 Bölüm
5,948Kelime
30 dkSüre
12.06.2026Tarih
Sıraç pişmanlığın ve yaptığı hataların ağırlığı altında kalmıştı, Feride ise geçte olsa masumluğun ve anlaşılmanın hazzıyla rahatça bir nefes aldı.

Kader ağlarını ikisi içinde örmüştü. Biri ateş diğeri suydu günü geldiğinde mutlak sonları ateş suya karışacaktı.

1.BÖLÜM

1.BÖLÜM


​Selamlar herkese, yeni bir serüvenin ilk bölümüyle karşınızdayım. Çok uzun bir süredir yayınlamak için heyecanla beklediğim "YALNIZCA BİR KADIN" sizlerle.

​Yeni bir kitap, yeni bir heyecan ama hep aynı haz… Farklı bir platform olsa da dört yıl sonra sizinle farklı bir hikâyede buluştuğum için çok çok mutluyum… 🤗😎

​Oy ve yorumlarınızı bekliyorum…

​Kitaba başlama tarihinizi buraya yorum olarak bırakabilirsiniz.

​——

​"YALNIZCA BİR KADIN"

​Hayatım hep bir labirent gibiydi; çıkışım vardı fakat nerede olduğunu bile bilmiyordum. Şimdiye kadar girdiğim bütün sokaklar çıkmazdı. Yolun sonuna geldiğimde yine ve yeniden başa dönüyordum.

​Bu benim hikâyemdi; bir varoluşun en acı yok oluş hikâyesi.

​O kadar köklü, zengin ve saygın bir ailenin kızıydım ki dışarıdan bakıldığında tek derdim parayı nasıl harcayacağımdı. "Köklü" diyordum çünkü küçükken bana anlatılan buydu. Oysa ben hep yalnızdım; yalnız ve kimsesiz.

​Annem büyük bir profesördü, babam ise akademisyen; ama bunların bana hiçbir getirisi yoktu. Ne kadar inanılır bilmem ama gözümde de değerleri yoktu. Annelik ve babalık görevlerini yerine getiremeyen insanların başkalarına da bir şeyler öğreteceğini sanmıyordum ama benim aksime gençlerin büyük bir çoğunluğu onları ve akademik başarılarını idol ediniyorlardı.

​Hayatım yatılı okullarda; sevgi ve şefkat görmemenin verdiği öfkeyle asi bir çocuk olduğum için ya azarlanarak ya da dövülerek geçti.

​Bu yüzdendir ki bir akşam eve geldiğimde, “Feride, çok şikâyet var, o yüzden seni yurt dışında disiplinli bir okula verdik,” diyen anne ve babam vardı. Böylelikle haftada birkaç saat gördükleri beni, belki de aylarca görmemeyi dilediler. Doğrusu benden kurtulmak için de oldukça iyi bir bahaneydi; ayaklarının altındaki birinden kurtulmuşlardı.

​Ellerinin ucunda ölmeye yüz tutmuş bir gül vardı ve kimse onu yaşatmak için uğraşmamıştı. Solduğum yetmiyormuş gibi yapraklarımı da her tarafa saçmışlardı. Böylelikle ruhumun çöküşü, içten içe hatırladığım kadarıyla beş yaşında başladı.

​Ve şu anda yirmi beş yaşında; asi, söz dinleyen, öfkeli Feride’nin mezuniyet günüydü.

Ünleri dünyaya nam salmış anne ve babam, bir mesaj yoluyla gelemeyeceklerini belirtmişlerdi bile. Pardon, sekreterleriyle haber yollamışlardı. Her ay hesabıma yüklü bir miktar para yatırınca ebeveynlik görevlerini yaptıklarını sanıyorlardı.

​“Feride, anne ve babanla tanışmak için çok heyecanlıyım.” Elinde kokteyli, sağa sola sallanan Juliana’ya baktım. Okulda en iyi olmasa da anlaştığım arkadaşlarımdan biriydi.

​“Anne ve babam katılamayacaklar Juliana.”

​Juli üzülmüşe benziyordu; anne ve babamı idol edinen gençlerden biri de Juli’ydi. “Taşı örnek alsan daha çok şey öğrenirsin,” diyemedim.

​“Başka zamana kaldı desene tanışma.”

​“Haftaya Türkiye’deki partide tanışırsın.” Boynuma atlayan Juli’yi uzaklaştırdım.

​“Çok şanslısın Feride, seni bazen çok kıskanıyorum.”

​Kafamı gülerek olumsuzca salladım. Kıskanmak mı? Hem de benim gibi birini...

​——

Bir Hafta Sonra

​——

​Mezuniyetin üzerinden bir hafta geçmişti. ABD’den iki gün önce kesin dönüş yapmıştım. Anne ve babam mezuniyetime katılmaya kendilerini layık görmeseler

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play