Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Yedi numaralı oda
Dram

Yedi numaralı oda

2Beğeni
0Okunma
3 Bölüm
1,819Kelime
9 dkSüre
12.03.2026Tarih
Her sabah aynı cümleyle uyanıyor:
“Gözlerimi açtım ama hiçbir şey değişmemişti.”
Hemşire Ece için günler birbirine karışıyor.
Kahve, üniforma, koridorlar… ve koridorun ucundaki Yedi Numaralı Oda.
Serap teyze orada yatıyor: sessiz, hareketsiz, gözleri yarı açık.
Ece elini tutuyor, içini döküyor.
Annesinin endişeli mesajlarını, arkadaşlarının tuhaf bakışlarını, sustuğu anları, içindeki ağırlığı…
Serap teyze dinliyor.
Her gün.
Her sabah.
Cevap vermiyor, ama sanki anlıyor.
Bu oda Ece’nin tek huzuru.
Ama neden koridorda kimse o kapıya uzun süre bakmıyor?
Neden perdeler bazen kendiliğinden oynuyor gibi geliyor?
Neden o sessizlik bu kadar ağır?
Ece anlam veremiyor.

Yedi numaralı oda

Yedi Numaralı Oda
Gözlerimi açtım ama hiçbir şey değişmemişti.
Yine aynı tavana bakarak uyanıyorum; beyaz, soluk, köşede o tanıdık küçük çatlakla. Saat kaç olduğunu tam bilmeden, alarm çalmadan gözlerim kendiliğinden açılıyor artık. Vücudum saat gibi işlemiş, alışmış bu gri sabaha. Bir süre öylece yatakta kalıyorum, tavandaki çatlağı izliyorum; sanki kalkarsam bir şeylerin farklı olacağını umuyorum ama biliyorum ki olmayacak. Yavaşça doğruluyorum, ayaklarım soğuk parkelere değince içimden bir ürperti geçiyor. Terlikleri bulup giyiyorum, mutfağa doğru yürüyorum.
Kahve makinesini çalıştırıyorum; o tanıdık vızıltı odayı doldururken pencereye yaslanıp dışarı bakıyorum. Sokak lambaları hâlâ yanıyor, şehir uyanmaya üşeniyor gibi. Gökyüzü gri, sabahın ağır sessizliği her yeri kaplamış. Telefonum titriyor. Annemden gelen mesaj ekranda beliriyor:
“Günaydın kızım, bugün nöbet mi var? Senin için kışlık bi şeyler hazırladım, atkı bere eldiven, gel al bence bugün. Hastane soğuk olur, üşütme. Kendine dikkat et.”
Mesajı okuyunca içimde ufak bir sıcaklık yayılıyor. Gülümsüyorum ekrana, parmağım cevap yazmak için klavyeye gidiyor ama duraksıyorum. “Beş dakika sonra yazarım,” diye geçiriyorum içimden. Kahve fincanına doluyor, bir yudum alıyorum; tanıdık acılığı damağımda yayılıyor.
Banyoya geçiyorum, duşu açıyorum. Sıcak su tenime değince biraz rahatlıyorum, saçlarımı ıslatıp şampuan kokusuna bırakıyorum kendimi. Suyun sesi kulaklarımda yankılanırken gözlerimi kapatıyorum; birkaç dakika öyle kalıyorum, sanki su her şeyi akıtıp götürecekmiş gibi. Tabii ki götürmüyor, sadece biraz olsun yumuşatıyor içimi.
Duş sonrası kurulanıp üniformamı giyiyorum: açık mavi forma, pantolon, üstüne hafif bir hırka. Saçlarımı topluyorum, aynaya bakıyorum. Göz altlarım biraz koyu, dudaklarım kuru ama idare eder diyorum kendime. Maskeyi, kimliği, telefonu çantaya atıyorum. Kapıya yöneliyorum, anahtarı iki kere çevirip kilitliyorum. Asansör iniyor, sokak serin, rüzgâr yüzüme çarpıyor. Hastaneye doğru yürürken annemin mesajı hâlâ aklımda dönüyor; “gel al bence bugün” demiş, akşamüstü uğrayabilirim belki. Cevap yazmayı hâlâ unutmuşum.
Hastanenin kapısından giriyorum. Koridorlar her zamanki gibi tanıdık bir telaş içinde: acilden gelen sedye sesleri, hemşirelerin hızlı adımları, hasta yakınlarının fısıltılı soruları. Asansöre biniyorum, üçüncü kata çıkıyorum. Koridorun sonuna doğru yürüyorum. O kapı orada: Yedi Numaralı Oda.
Kapıyı usulca açıyorum. Oda loş, perdeler yarı kapalı, içeride hafif bir antiseptik kokusu. Yatak orada, sen oradasın Serap teyzecim. Gözlerin yarı açık, nefesin düzenli ve makine gibi ritmik. Serum damla damla akıyor, sessizce. Yaklaşıyorum, eldivenlerimi takıyorum, elini tutuyorum. Soğuk, her zamanki gibi soğuk ama tanıdık.
“Günaydın Serap teyzecim,” diyorum yumuşak bir sesle, yatağın kenarına otururken. “Yine geldim. Yine aynı sabah. Annem mesaj atmış, kışlık şeyler hazırlamış: atkı, bere, eldiven… ‘Gel al bence bugün’ demiş. Cevap yazmayı unuttum hâlâ, birazdan yazarım herhalde. Anneler işte, hep endişeli, hep hazırlıklı.”
Elini hafifçe sıkıyorum, devam ediyorum anlatmaya.
“Bugün nöbet yok, normal

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play