BÖLÜM I: GİRİŞ VE DEĞİŞİM
Tahta evin penceresinden süzülen soluk ay ışığı Epsilon’un bembeyaz saçlarına vuruyordu. Yatağında uzanmış, uyuyamamış bir şekilde tavandaki kirişleri izlemekteydi. Birden bir hışımla yerinden kalktı ve lavaboya doğru yola koyuldu. Lavabonun kapı kolu soğuktu.
İçeri girdi, aynada kendisine baktı ve aşağıdaki metal bataryaya bastı. Bastığı an metal batarya hafifçe parıldadı ve musluktan su akmaya başladı. Elini ve yüzünü birçok kez yıkadı; belli ki bir şey kafasına takılmıştı. Lavabodan çıktı ve hazırlanmaya başladı. Yanına hiçbir şey almıyordu. Sadece giyindi ve kendisini dışarıya attı.
Düz, toprak bir patikada yürümeye başladı. Bu patika yolunun kenarlarında tek tük tahta evler vardı. Yürürken bir yandan yanındaki evlere, bir yandan da bu evlerin arkasındaki ağaçlıklara bakıp duruyordu. Toprak patikanın sonlarına doğru geldiğinde rıhtım gözükmeye başlamıştı.
Kaptan, “Epsilon, nasılsın? Hazırlandın mı?” diye sordu.
Epsilon, “Hazırım, durum ne?” diye sordu.
Kaptan, “Yemler hazır ama seni ne yazık ki tam olarak karaya geçiremem. Seni karanın yakın bir yerinde bırakacağım, oradan sonrasını kendin yüzmek zorundasın,” dedi.
Epsilon’un yüzünde net bir endişe belirdi:
“Neden direkt karaya yanaşıp beni bırakmıyorsun?”
Kaptan sanki böyle bir soruyu zaten bekliyormuş gibi, “Eğer seni direkt karaya bırakırsam ben geri dönemem,” cevabını verdi.
Epsilon hafifçe şaşırmış bir ifadeyle, “Benimle gelmiyor musunuz?” dedi.
Kaptanın suratında buruk bir ifade belirdi:
“Hayır, üzgünüm. Biz senin gibi değiliz.”
Epsilon bir an durdu, ardından “Peki o zaman, dediğin gibi olsun. Ama ya yemler? Onlar çalışacak mı?” diye sordu.
Kaptan bu kez yüzünde belirgin bir gururla konuştu:
“Evet, biz o yemleri çok iyi kopyaladık. Hatta daha da iyi hale getirdik; kendi kendilerine aşağıya doğru yüzecekler, böylece süngüler iyice dibe gidecek.”
Epsilon şaşkınlığını gizleyemedi:
“Vay be! Sizde de iş varmış ha!”
Kaptan gururla gülümsedi:
“Tabii, ne sandın? Hadi gel.”
Rıhtımın hemen sonunda devasa bir balina durmaktaydı. Hayvanın bir kısmı adeta bir kapı gibi kesilmişti. Kesilen bu kısma menteşeler takılarak açılıp kapanması sağlanmıştı; belli ki bu balina biyomana ile tamamen değiştirilmiş, bir gemiye dönüştürülmüştü. Kaptan ve tayfası hayvanın içine üst üste kutular yerleştiriyordu. Epsilon o garip kapıya iyice yaklaştı, durdu ve derin bir nefes aldı. Epsilon uzun süren derin bir nefes verdi ve içeriye adımını attı. Ayakları hayvanın katılaşmış etten tabanına bastı. Artık içerideydi.
Bu balina, belli ki denizin altına hızlıca girebilsin ve hızlıca hareket edebilsin diye normalden daha küçük, genç bir balinaydı. İçerisi iki kat şeklinde tasarlanmıştı: üst kat beyin kısmı, alt kat ise ağız kısmıydı. Belli ki hayvanı modifiye ederken üst kata kesinlikle su gelmeyecek şekilde bir yalıtım yapmışlardı. Alt kat ise tamamen operasyon alanıydı; yemleri o alt kattaki ağız boşluğundan denize bırakacaklardı.
İçerideki herkes yerini aldı. Son hazırlıklar tamamlandı. Epsilon