Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Zincirlenmiş Gökyüzü
Fantastik

Zincirlenmiş Gökyüzü

0Beğeni
0Okunma
12 Bölüm
23,648Kelime
1 saat 58 dkSüre
01.01.2026Tarih
Hayatını manastırın uçsuz bucaksız surları arasında sürdüren Luissa, on sekiz yaşında mezun olmak zorunda kalır. Dışarıdaki hayattan mahrum bir şekilde büyüyen bu kızın içsel çatışması ile gerçek ile yalanın birbirine girdiği bu fantastik dünyada hayatta kalma mücadelesi başlar

Giriş

Luissa on bir yaşında

"Seni küçük Sıçan, gel buraya!"

Taş sokaklar ayaklarının altında kayıyordu. Siyah saçlı küçük kız, nefesi boğazında düğümlenmiş halde koşuyordu; saçları sırtına yapışmış, kalbi kulaklarında atıyordu. Arkasından gelen ayak sesleri çoğalıyordu.

Bir köşeyi döndü. Duvar.

Devasa surlar gökyüzünü kesiyor, önünde gri bir uçurum gibi yükseliyordu.

"Ahh, lanet olsun..." 

"Kolayca kaçabileceğini mi sandın?"

Kendisinin neredeyse iki katı olan Chloe, kızı duvara fırlattı. Çarpmanın etkisiyle Luissa nın nefesi kesilmişti.

Küçük kız, yediği tekme darbelerine rağmen elindeki şişeyi asla bırakmıyordu. Göremezlerdi ne çaldığını... Görürlerse ne onu yaşatırlardı ne de arkadaşı Beatrice i . Gözlerini irice açtı ve bir deli gibi, gözyaşlarının arasından gülmeye başladı. Alışıktı deli olarak görülmeye. Burada bu şekilde hayatta kalıyordu ne de olsa..

"Hey Chloe, bu kadar yeter. Görmüyor musun, kafayı yemiş bu. Rahibeler görmeden gidelim buradan." 

Chloe, rahibelerin onları görmesi ihtimalinde neler olabileceğini biliyordu. Eğer bir kaç kez daha günahkar damgası yerse mezun olması imkansız olacaktı. Luissa'ya tepeden son kez bakıp yüzüne tükürdü.

"Hadi gidelim."

Luissa bayılma numarası yaparken, ayak seslerinin iyice uzaklaştığından emin oldu. Güvende hissedince doğruldu ve sarsak adımlarla eski manastırın yolunu tuttu. Her adımında göğsü sıkışıyor ama arkadaşı için dişlerini sıkıyordu..

Mahzenin etrafında hiç bir şövalyenin olmadığını anlamak için bir süre gözlem yapmak zorunda kaldı. 

Hepsi planladığı gibi kargaşaya bakmak için ana salona toplanmıştı. 

"Asıl eğlence orada" Diye düşündü. Daha fazla zaman kaybetmemek için hemen yola koyuldu.

Mahzenlere giden karanlık ve yosun tutmuş yoldan geçip zindanın gıcırdayan kapısına hızlıca ulaştı. Onu duyan diğer kızların yardım naraları duvarlarda yankılanıyordu. Ama küçük kız soğukkanlılıkla onları duymazdan geldi. Lanetlenen herkes burada ölüme mahkum edilirdi. 

Kovalanmadan önce geldiği salonda savaşan bir kaç şövalyenin cesedini yoklayıp öyle anahtarı bulmuştu. Şükürler olsun ki planı şu ana kadar sorunsuz bir şekilde işlemişti. 

Yerde hareketsizce uzanan kızıl saçlı arkadaşını gördü ve önünde çömeldi.

"Lütfen... lütfen çok geç kalmamış olayım..."

Kızın karnından boynuna kadar uzanan lanetin izleri, vücudunu yılan gibi sarıyordu. Kararmış derisinin içinden zonklayan damarları soğumuş vücuduna tezat hala zamanı olduğunu belli ediyordu. Kısık çıkan nefesleri arasından kızın başını biraz yukarı kaldırdı ve sıvıyı içmesini sağladı. Tüm şişeyi bitirdiğinden emin olunca, "Bana öğrettiğin gibi.. " Dedi fısıldayarak. Gözlerindeki yaşlar kızıl saçların üzerine damladı. Kızın başını nazikçe indirip alnını öptü; arkadaşına son kez veda etti. 

Bir can kurtarmanın karşılığında kimleri feda ettiğini biliyordu.. 

Etrafına bakındı ve kimseye görünmeden oradan uzaklaştı.

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play