Selam benim tatlı okurlarım. Nasılsınız?
Bildiğiniz üzere ben koyu bir Bursaspor taraftarıyım. Her kitabımda da bu takımdan mutlaka bahsederim.
Artık zamanı geldi dedim, tamamen Bursaspor üzerine bir kitap yaz artık dedim ve yazmaya başladım.
Önceliğimiz Yedi Deli olacak ve fakat buradan da bölümler gelecek. Sizi ilk bölümle baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar.
🐊
"Yalnız bak," dedim arkama doğru bakarak, "Çok sağlam yerleştirdik he!"
Otobüsteki kızlardan birisi kaldırdı elindeki atkıyı. "Çift dikiş attık, çift. Çok sağlam oldu!"
Hepimiz gülüşürken önüme döndüm. Bursaspor maçında deplasman dönüşü yolundaydık. Maçtan henüz çıkmış, hemen otobüse binmiştik. Bizim otobüsten sadece kadınlar ve çocuklar vardı.
Otobüs yavaşlayınca kafamı telefondan kaldırıp cama baktım. Bir grup rakip takım taraftarı erkek duruyordu. En öndeki şişko herif elini kaldırdığı gibi kocaman bir taşı otobüse attı. Ön cam şangır şungur kırılırken şişkonun yanındaki diğer adamlar da taş atmaya başladılar.
"Ne oluyor!" diye bağırdı Özlem abla arkadan, yanında 12 yaşındaki kızı Zeynep vardı.
"Koltukların arasına girin!" Bağırmamla kendimi koltuğun arasına atmam aynı anda oldu. Biz gülüş cümbüş, galibiyet sevinciyle şehrimize dönmeyi beklerken henüz geldiğimiz şehirden dahi çıkmamıştık ki saldırıya uğradık.
Biz Bursaspor Taraftarı olarak boşuna Cendere çalıp atkı şov yapmıyorduk.
Hayatımız Cendere'ydi.
Tam olarak 1963 yılından beri hem de.
Diğer otobüsler bizim önümüzdeydiler. Muhtemelen bu şerefsizler de onların girmesini bekleyip son otobüse saldırma kararı almışlardı.
"Ananızı sikeyim sizin, orospu çocukları!"
Başımı bir anlık öfkeyle kaldırdım. "Sensin lan orospu çocuğu!" Kaşım ve alnımın ortasına dan diye bir taş geldi. Gerisin geriye girdim koltuğun arasına.
"Abla ne yapıyorsun ya!" diye bağırdı kız kardeşim Beyza, "Dur durduğun yerde!"
"Takımınızı da sikeyim," diye bağırmaya devam ediyordu dışarıdakiler, "Bestelerinize sokayım sizin. Amına kodumun çocukları!"
"Ne oluyor ya!" diye bağırdı kızlardan birisi, "Nereden çıktı bunlar?" Hepimiz ellerimizi başımıza siper edip koltuk aralarına fare gibi tünemiştik.
Ne taş yağmuru bitiyordu, ne küfürler azalıyordu!
"Abla ne yapacağız!" dedi Beyza. Ağlayan çocukların sesi doluyordu kulağıma. Camlar kırılıyor, kırıklar sırtımıza batıyordu.
Bu kadarı da şovdu amına koyayım!
Kadına, çocuğa saldırmak ne demekti!
Ben kendi taraftarımızdan korumak için tribünü ayırmıştım, elin birkaç şişkosu gelip saldırıyordu!
Elime telefonu aldım koltuğa uzanarak.
"Baba!" dedim hiddetle, "Otobüse saldırıyorlar, neredesiniz!"
Babam ve arkadaşları birkaç otobüs önde gidiyorlardı.
"Kızım ne oluyor!" diye bağırdı babam da, "Arkadaki sesler ne!" Onların ne güzel besteler söyleniyordu, çiftetelliler oynanıyordu. Bizim de başımıza otobüs camları dökülüyordu.
Adı aşk bu eziyetin derken de şaka yapmıyorduk biz!
"Baba rakip takımdan birkaç mal otobüse saldırıyor. Şöfor dahil hiçbirimiz başımızı çıkarmıyoruz, gelin bu tarafa!"
Babam benimle konuşmak yerine şöfore seslendi. "Usta dön geri! Kadınların otobüsüne saldırmış bu pezevenkler, çabuk!"
Arkadan, "Ne, nasıl, kim saldırmış, ne oluyor amına koyayım!" sesleri