"Başlıyoruz Miray, hazır mısın? Saçını düzelt, kahküllerin bozuk duruyor."
Elini başıma doğru uzatan menajerim ve tek dostum Akın, kahküllerimi hızlıca düzeltirken tedirgin görünüyordu. Benden daha çok o endişelenmişti.
Haydi ama!
Bunda ne vardı ki? Herkes bu meseleyi biraz fazla büyütmemiş mıydı? O kadar da büyük bir soruna imza atmış değildim.
"Merak etme hayatım, işsiz kalmayacaksın. Bu kadar korkma."
"Ben işsiz kalmam zaten, sen kendi akıbetini düşün Mimi. İyi rol kes ki, herkes yaptığın haltı unutsun. Masum görünmeye çalış sevgili dostum. Yoksa işsiz kalacak tek kişi, o güzel suratına rağmen sen olursun."
Menajerimin acımasız dürüstlüğü, toplumunun lincinden daha ağır zorbalıyordu beni.
"Akın, motivasyonumu bozacaksan defol stüdyodan."
Yalnızca arkasını dönüp reji koltuğuna geçti. Kollarını birbirine bağladı ve dikkatle baktı görüntüme. Çalışanlardan birisi kulağımdaki cihazı düzeltirken yanağıma parmağını sürtünce kaşlarımı çattım.
"Tırnağın battı, dikkat etsene!"
"Özür dilerim Miray Hanım."
Kulağımdaki kulaklık, ona bağlıydı: Menajerim Akın'a. Dudaklarını kıpırdatınca dikkatimi toparladım.
"Odaklan. Bu işten sıyrılabilirsen, oyunculuk kariyerine devam edersin. Ama sıyrılamazsan, o azarladığın elemanın yerine bile geçemezsin. Baban da destek olmaz, biliyorsun. Zaten oyunculuk yapmanı istemiyor. Şu egonu birkaç aylığına rafa kaldır ve insanlara karşı saygılı ol."
Ülkenin ünlülerinin yaşadığı skandalları düşünürsek, benimki devede tırnak kalırdı. Bir dakika... Bu deyim sanırım böyle değildi. Kulak mıydı yoksa? Devede kulak... Her ne haltsa işte!
Her halükarda o kadar da kötü bir kabahat işlememiştim ama insanlar aniden bir linç kampanyası başlatınca, kendimi bu kameranın önünde açıklama yaparken bulmuştum. Üzerime giydirilen beyaz tişört, sözde masumiyetimi simgeleyecekti. Boynuma bu kahrolası, çirkin yıldızlı kolyeyi de takmam istenmişti. Sarı saçlarım dümdüz bırakılmış, suratımdaki tek makyajın ise yanaklarımı pembeleştiren allık olması işi sempatik hale getirmişti.
Toplum nezdindeki değerim düşmesin diye, bu skandalı temizlemekten başka çarem kalmamıştı.
"Canlı yayın başlıyor! Son üç... İki... Bir! Miray İzmirli, sendeyiz!"
Önümde ışığı yanan kameraya bakarak yüzüme hüzünlü bir ifade yerleştirdim.
"Herkese merhaba, ben Mimi'niz. Yani Miray İzmirli. Size her zamanki gibi şen şakrak bir selam veremiyorum. Benden bir açıklama bekliyorsunuz, biliyorum. Üç gündür ne kadar canım sıkkın, anlatamam. Böyle bir yanlış anlaşılmaya kurban gitmek, beni... Beni çok..."
İki parmağımı göz pınarlarıma koyup hafifçe ovuştururken, menajerimin kulağıma fısıldadığını işitiyordum.
"İyi gidiyorsun Mimi, herkes güzelliğinden bahsediyor. Skandalı soranlar da var ama pek çok kişi sana inanıyor. Durumu lehine çevir ve bu sorunu çöz."
Kamerayla bağlantımı kesmiştim. Şimdi utanç duyduğumu ima etmem gerekiyordu. Masum ve sevimli bir kız gibi görünüyor muydum? Hiç şüphesiz.
"Beni çok yıprattı." diyerek elimi göğsüme koydum. "O kadar üzgünüm ki, sizlere açıklama yaparken zorlanıyorum. Günlerdir doğru düzgün yemek bile yiyemiyorum."
"Artık söze gir. Fazla uzattın."
"Hakkımda duyduğunuz iddiaların yalan olduğunu