Kitaplar Özellikler İletişim İndir
SİNA Ebediyet 3. Kitap
Dark Romance

SİNA Ebediyet 3. Kitap

16Beğeni
154Okunma
1 Bölüm
4,172Kelime
21 dkSüre
04.09.2026Tarih
Tecrübe, sert ve zorlu bir öğretmendir; önce testi, sonrasında dersi verir.

Hayatın şifresi oldukça basittir aslında. İnsan yaşamı boyunca hayatın kırılamaz denen şifrelerini çözen, en ümitsiz anlarda sizi yeniden ayağa kaldıran tek şifre; yalnızca beş harflik bir kelimedir.

SEVGİ

Koşulsuz ve şartsız sevgidir her kapıyı açan, tüm kötülüklerin üstesinden gelen ve sizi hayata bağlayan.

58. Bölüm

“Merhaba Sina.”

Karan’ın dudaklarından çıkan dondurucu iki kelime sanki cehennemin derinliklerinden çıkıp gelmiş gibi ürkütücü, karanlık ve bir o kadar da yakıcıydı. Sina kendisine gelir gelmez kapıyı kapamaya çalışırcasına hızla geri örterken, sertçe açılan kapının şiddetiyle holün karşısına savruldu.

Daha ne olduğunu anlamadan kapının karşısındaki duvara sırtı yapışmış, Karan’ın kolu boğazına dayanmıştı bile. Dirseğinden kırdığı alt kolunu, Sina’nın tam boğazının üzerine bastırıyordu. Karan kızı geriye doğru bastırırken dişlerinin arasından “Seni gebertirim!” diye tısladı. “Benim yüzüme kapıyı kapamaya kalkarsan seni gebertirim Sina! Yüzüme çok kapı kapadın ama bir daha asla buna izin vermeyeceğim!”

Sina zorlukla nefes alarak Karan’ın kendisini parçalayan gözlerine baktı. Karan konuşurken boğazındaki baskıyı arttırmıştı ve Sina gözlerini yumarak nefes almaya konsantre olmaya çalıştı. Gözlerini tekrar açtığında, Karan ona öfkeyle bakarken kolunun baskısını az da olsa azaltmıştı.

Karan öfkesini hayatta tutmaya çalışıyordu. Eğer kendisine tembih ettiği gibi öfkesini canlı tutarsa bunu başarabilirdi. Sina’nın tatlılıkla gelmeyeceği belliydi. Bu düşünce öfkesini canlı tutmasına yardım ediyordu. En başta olduğu gibi zorla olacaktı bu iş ve Karan için her yol öyle veya böyle zafere gitmeliydi. Aksini düşünemiyordu bile. Sina’ya karşı en ufak yumuşama gösterirse onu yine elinden kaçıracağını biliyordu ve bu anı aylardır kafasında kurmuştu. Onca zamandan sonra ilk karşılaşmalarının nasıl olacağı, ne diyeceklerini ya da nasıl davranacaklarını aylardır kafasında kuruyordu ama dün İbo’nun sözlerinden sonra hepsi tuzla buz olmuştu.

Başka plana geçmek onun için zor değildi. Sina söz konusu olunca alfabenin tüm harflerini kapsayan planlar yapabilirdi. Hatta Çin alfabesini de Hint alfabesini de en fazla harf hangi dildeyse o alfabeyi de bu planlara dahil edebilirdi. Öfkesi zirvedeydi zirvede olmasına ama her ne kadar İbo, ona söylemiş olsa da kendisini buna hazırlamış olsa da şu anki manzaraya hiçbir zaman hazır olamayacağını anlamıştı.

Sina, tıpkı İbo’nun söylediği gibi zombi gibi görünüyordu. Dirseğine çok az güç verse, incecik boynunu rahatlıkla kırabilirdi. Can havliyle koluna asılan parmaklar, birer kürdan gibiydi sanki. Avucunun içinde yalnızca iki saniye sıkarak hepsini kırabilirdi. Üzerindeki kıyafetler dökülmesine, o bayıldığı parlak siyah saçları matlaşmasına, yüzü iyice süzülerek incelmesine, gözlerindeki ışığın sönmesine rağmen hayatında gördüğü en güzel zombiydi.

Korkuyla kendisine bakan yeşil gözlerinin derinliklerinde isyanı ve kavgacı ruhu görebiliyordu. Kolay pes etmeyecekti. Burnu yere düşse eğilip almayacak, başını asla eğmeyecekti. Çünkü korku dolu olmasına rağmen o gözler ona dik dik bakıyordu.

Ve o da bunu seviyordu. Onun hiç yılmayışını, hiç boyun eğmeyişini, kendisini bile bile kahretse de başkaldıran ve “ben öyle istiyorum!” diyen gururlu ifadesini seviyordu. Bu kadını deli gibi seviyordu ve yanında tutmak

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play