Herkese merhabalar,
SİNA serisine artık Romanika'da da kolayca ulaşabileceksiniz.
İlk basılan kitabım olduğundan benim için çok özel bir yerde olan bu hikaye, artık dijital kütüphanelerinizde de yerini almaya hazır.
Umarım ilk kez okuyacaklar da şimdiye kadar okuyan ve hikayeyi ne kadar çok sevdiklerini söyleyen tüm arkadaşlar gibi beğenirler ve keyifli zaman geçirirler. SİNA'yı ilk kez yayınlamaya başladığımdaki heyecanı tekrar bana hissettirdiği için Romanika'ya ayrıca minnettarım. İnanılmaz güzel arkadaşlıklar kurmama vesile olan, tartışmalar, destekler ve sayısız şahane anlar ve günler geçirmeme neden olan bu hikaye, yazım yolculuğumdaki en büyük motivasyon ve en yakın dost oldu bana. Dürüst olmak gerekirse çokça cesaret de verdi. Hâlâ bu yolda devam ediyorsam en güçlü nedenlerden biri SİNA idi. Bu hikayeyi yazan başka neler neler yazar kızım, sakın vazgeçme, sen bunun üstesinden geldin ya, her şeyin üstesinden gelirsin, dediğim çok gün olmuştur. SİNA gibi kanatlarımı taktım ve hayallerimin peşinden gittim. SİNA sayesinde. İyi ki bana cesaret vermiş, iyi ki güç vermiş. Hislerim hiç değişmedi ve artık değişmeyeceğini de çok iyi biliyorum. :)
SİNA evrenine yeniden hoş geldiniz hepiniz.
Sağlıcakla ve mutlu kalın.
Hepinize sonsuz teşekkürler ve sevgiler
Aslıhan Doğa
🪽🪽🪽🪽
“Kesin kararlı mısın?”
“Evet. Kararlıyım. Bu gece bu iş bitecek!”
“Sen şimdi bu işi mantıklı mı buluyorsun? Saçma sapan bir mekâna girip en değmez insana bekaretini vermeyi?”
“Mantıklı olduğunu söylemiyorum. Bana en doğrusu bu geliyor. Öyle hissediyorum.”
“Bak, bence bir süre daha bunu düşünmen lazım. Haftaya ameliyat olacaksın. Bir daha anne olamayacağını biliyorsun ve bu karışık duygular içinde, sağlıklı olmayan bir karar veriyorsun.”
“Evet, ameliyattan sonra bir daha asla anne olamayacağımı biliyorum. Kurduğum hayaller böyle değildi. Seveceğim biriyle birlikte olacağımı düşünmüştüm. İlla evlenmem gerekmiyordu ama en azından ilk birlikteliğim sevdiğim insanla olsun istemiştim. Başka başka hayaller kuruyordum ama gerçek hayat hayallerdeki gibi olmuyor. Şimdi ise kesin kararlıyım. Madem anne olup olmama kararım benim elimden alındı, bekaretimi nasıl kaybedeceğime de ben karar veririm. Bu benim hakkım. Onu da gidip en değmez insana vereceğim!”
“Neden en değmez insan? Bari biraz hoşlanacağın biri olsaydı.”
“O zaman hayatım boyunca bunun acısı içime otururdu. Düşünsene; sevdiğim biriyle birlikte olacağım, çocuklarımız olacak ve mutlu son... Oysa şimdi, en berbat haliyle bunu yaşarsam ne bir daha biriyle olmak isteyeceğim ne de çocuk hayali kuracağım. Özellikle nefret etmek istiyorum, anlıyor musun? Öyle kötü geçsin ki bu gece hem ben yaptım seçimimi diyeyim hem de öyle nefret edeyim ki bir daha bu hisleri hissetmeyeyim.”
“Nasıl bulacaksın böyle birini?” derken karşısındaki kızın sesi endişeliydi.
“Bir mekâna gidip en bela, en hak etmeyen kimse onu bulacağım. Gerisini de